“ Masumiyet Müzesi ” Kitap Kulübümüzde önerildi, ben de çok sevindim bu yeni romanın seçilmesine. Bir anda en çok satanlar listesinde ilk sıralara tırmanan romanı günlerdir haftalardır duyuyor, izliyorduk. Romandaki eziyetli aşka dair haberler, yayınlar yağmur gibiydi. Çünkü Orhan Pamuk , Masumiyet Müzesi 'ni yayınlamadan önce başarılı bir tanıtım taktiği uyguladı, güncel basına ( ve nedense magazin sayfalarına bile !) verdiği çok sayıda söyleşi ile kitabını okuyucuya fena halde merak ettirdi. Merak edilmez mi? Aşk bu... Yaşayan herkes için, ( aslında beş duyusuyla tam anlamıyla yaşayan herkes demek daha mı doğru olur? ) Aşk bir varoluş sebebi ( raison d'être ) öyle değil mi? Hele Orhan Pamuk, verdiği bütün söyleşilerde eğer “ aşkın anlamı tam olarak nedir? Kitabımda buna yanıt aradım” demeye getirdiyse (*) herkesin kitapçılara koşup raflara dizi dizi sıralanmış olan kitaptan birer tane edinmesi gerekmez miydi si...
Mürekkep kokan sayfalarda şimdilerde bize yer yokmuş, eh, ne yapalım? Açılsın bari hayali sayfalar... Oysa onlara yazmak tıpkı suya yazmak gibidir. Kayboluverir gider.