Franz Kafka ’nın romanlarını, Değişim ve Ceza Sömürgesi başta olmak üzere, yıllar içinde tutkuyla okumuştum, hatta ABD’ye gidiş öncesi, sonra Sunset Key yolunda, oralarda kaldığımız günlerde ve eve dönerken, Amerika romanını elimden bırakamadım. Kafka’nın Amerika’ya ayak basmadan yazdığı roman, yazara olan hayranlığımı tutkuya dönüştürdü, kitaplarını yeniden okuma isteği duydum. Fantastik roman Amerika’yı özel olarak irdeleyen bir yazı yazmayı sonraya bırakıyorum, fakat şunu söylesem kitabı özetlemeye yetmez mi sizce? Kafka, 1914 yılında kaleme aldığı ve ne yazık ki yayınlanışını göremediği romanının ilk sayfasında Özgürlük Heykeli ’ni elinde meşale ile değil, “kılıç”la betimlemiş. Donald Trump’ın başkanlık süreçlerinde sergilediği saldırgan, insani duygulardan uzak, faşist tutum dikkate alınırsa ne büyük bir öngörü değil mi? Kafka’nın aslında “Kayıp” adıyla tasarladığı hazırladığı roman, ölümünden sonra Amerika adıyla basılmış, yani America değil, C yer...
İran asıllı Amerikalı gazeteci Christiane Amanpour ’un CNN International televizyonuna veda görüntülerini izledim.(*) Christiane, CNN’de geçen yılları için, “ 43 yıllık bir beraberlik, pek çok evlilikten uzun ” diyordu, dünyanın her yerinde çatışmalarda, krizlerde yaptığı yayınlardan alıntılar da vardı görüntülerde. Amanpour, “ Hep tarafsız olmaya ve ekip çalışmasına önem verdim ” diye bağladı sözlerini. Hemen, 1997 Irak Krizi ’nde Bağdat ’ta bir ay süreyle yayın yaptığımız dönemde yaşadıklarımız, Amanpour’la karşılaşmalarımız aklıma geldi. Saddam Hüseyin yönetiminin “ kimyasal silah ürettiği ve bir gün bunları kullanarak Türkiye dahil, bölgenin pek çok ülkesini yok edeceği ” iddiası gündemdeydi, (**) ABD bu yüzden Irak’a girmeyi, Saddam’ı düşürmeyi hedeflemişti. Kriz, Birleşmiş Milletler genel sekreteri Kofi Annan ’ın Bağdat’a gelişi ve Saddam’la yaptığı zincirleme görüşmelerle geçici olarak çözülmüştü. ABD Genel Kurmay başkanı Colin Powell ve savaşa ön ayak olan tüm aktörle...