Büyükada’da mutluluklarla dolup taştığımız Mayıs günlerinin sonrasında yaşananları gördükçe içim burkuluyor… Taş Mektep’teki imza günümüz Daha dün gibi belleğimde. Adalar halkının seçtiği Belediye Başkanı değerli Ali Ercan Akpolat, güzel eşi Yüksel Hanım, canım ailem, ta Ankara’dan gelip bize katılan sevgili meslektaşlarım ve can arkadaşlarımla birlikteydik, yeni kitabım Babaannemin Güllü Masalları üzerinde güzel gelinim Seda Bakan ile sıcacık bir sohbetteydik. Söyleşimizi yöneten Moshe Aelyon’un katkısı ne hoştu, Büyükada ve adalardaki yaşama, çocuklara, hatta sürpriz sorusuyla gelin-kayınvalide ilişkilerine değin neler neler paylaşmıştık. Büyük oğlum Ali EREL’in bana yıllar önce çocukluğunda babasıyla birlikte anneler günü için seçtiği eteği giymiştim, Moshe hınzırca Seda’ya dönüp sormuştu: -Ali Bey size de güzel kıyafetler hediye ediyor mu? Seda gülmüştü: -Yoo hiç uğraşmayın bizim muhabbetimiz bozulmaz… Söyleşiden sonra evde yapıp getirdiğimiz kurabiyeleri ve ünlü Büyüka...
Notre Dame’ın Kamburu müzikali Garou ’yu üne kavuşturdu. Canım Feyzan Erel müzikalin DVD’sini yıllar önce Paris ’ten o zamanlar Şanzelize ’de kurulu Virgin ’den alıp getirmişti. Çocuklar 13 ve 8 yaşlarındaydı. Müzikali yıllarca hayranlıkla evimizde izledik, Ali Erel daha o yaşta Garou’ya hayran olmuş, müzikalin en önemli sesi ve oyuncusu teşhisini koymuştu. Yıllar içinde müzikali 2 kez İngilizce ve Fransızca olarak izlemek kısmet oldu, İngilizcesi bende “ bir şeyler eksik ” izlenimi yarattı, Fransızcasını gözyaşları içinde izledim. Üstelik son temsilde müzikalin bestecisi ve emprezaryosu Cocciante ile röportaj yapabilme şansına eriştim. Şimdi Garou’yu solo konserinde izleyebileceğim için çok heyecanlı ve mutluyum. Bakalım Cocciante’ye sorduğum soru ve onun beni aslında kızdıran cevabı sonunda “aaaa doğru söylemiş! ” Gibi gelecek mi? Victor Hugo ’ nun yaklaşık 200 yıl önce yazdığı “ Notre Dame’ın Kamburu” romanından esinle, Riccardo Cocciante tara...