Değerli hocam Ünal Aytür (*) çaya davet edince, koşarak gittim. Ne hoş bir sonbahar inmişti bahçesine, kuruyan yapraklar ilmek ilmek düşüp, sapsarı bir halı dokumuştu yerde. “ Çevirinin beyefendisi ”nin konuğu olup, dünya edebiyatının sayfalarında dolaşmaktan daha güzel ne olabilirdi? Demli çayımızı yudumlarken sohbetimiz, hocamın dostu, değerli yazar-çevirmen-şair ve hocaların hocası Cevat Çapan ’ın denemelerinin yer aldığı “ Edebiyat Ne İşe Yarar ” kitabına evrildi. Ünal Aytür’ün çok sesli klasik müzikten başkasına prim vermediğini, uzun yıllar bir kuartette keman çaldığını, halen de kemanını elinden bırakmadığını bilenlerdenim. Nereden söz açıldı şimdi unuttum ama biraz çekinerek, kendisine bir ara alaturkaya merak sardığımdan, ud çalıştığımdan, makamları usulleri araştırdığımdan söz ettim. İnanılmaz bir rastlantıydı belki ama Ünal Bey, o anda Cevat Çapan’ın kitabındaki Shakespeare bölümünü açıp okumamı istemesin mi? Meğer...
Franz Kafka ’nın romanlarını, Değişim ve Ceza Sömürgesi başta olmak üzere, yıllar içinde tutkuyla okumuştum, hatta ABD’ye gidiş öncesi, sonra Sunset Key yolunda, oralarda kaldığımız günlerde ve eve dönerken, Amerika romanını elimden bırakamadım. Kafka’nın Amerika’ya ayak basmadan yazdığı roman, yazara olan hayranlığımı tutkuya dönüştürdü, kitaplarını yeniden okuma isteği duydum. Fantastik roman Amerika’yı özel olarak irdeleyen bir yazı yazmayı sonraya bırakıyorum, fakat şunu söylesem kitabı özetlemeye yetmez mi sizce? Kafka, 1914 yılında kaleme aldığı ve ne yazık ki yayınlanışını göremediği romanının ilk sayfasında Özgürlük Heykeli ’ni elinde meşale ile değil, “kılıç”la betimlemiş. Donald Trump’ın başkanlık süreçlerinde sergilediği saldırgan, insani duygulardan uzak, faşist tutum dikkate alınırsa ne büyük bir öngörü değil mi? Kafka’nın aslında “Kayıp” adıyla tasarladığı hazırladığı roman, ölümünden sonra Amerika adıyla basılmış, yani America değil, C yer...