Büyükelçi Umut Arık ’ın ölümüne çok üzüldüm. Bu acı haber beni yıllar öncesine, O’nun büyükelçi olarak görev yaptığı Tokyo ’ya götürdü. Japon hükümetinin her yıl bir gazeteciye tanıdığı şansla, Japonya’da bir süre kalmış, sosyal yaşamı, ekonomisi, siyaseti üzerinde gözlemler yapmış, gazetede kapsamlı bir yazı serisi hazırlamıştım. Tokyo başta olmak üzere, Japonya’nın Hiroşima, Kyoto, Nagoya gibi simge kentlerine bizi “kurşun hızıyla” götüren ünlü Şinkansen Treniyle yaptığımız yolculuklar da aklımdan bir bir geçti. İşte o günlerde Tokyo’da otel odamda telefonum çaldı: - Nursun Hanım, ben büyükelçi Umut Arık, burada olduğunuzu duydum, isterseniz birgün elçiliğe gelin, Türk-Japon ilişkilerini konuşalım. Umut Bey hemen ertesi gün için randevu verince ziyaretine gittim, uzun uzadıya Japonların Türkiye’ye bakış açısını, yapımı devam eden ortak projelerle ilgili sorunları anlattı. Hatta yapımı çok uzun süre geciken Pendik Tersanes i için, “ Japonlar, -Pendik is alwa...
Ulysses maceramı bu sayfalarda sık sık paylaşmıştım. James Joyce ’un bu kült romanını “ okuma okuyamama ” serüvenim zaman zaman kabusa dönüşse de sonunda kitabı tamamlamayı, “ aklımda soru işaretleri bırakmasına karşın ” başarmıştım. Bu eziyetli serüven sırasında bloğumda paylaştığım küçük notlar, “ Çevirinin Beyefendisi!” Ünal Aytür ’ün dikkatini çekmişti. Pek çok kez bir araya gelerek James Joyce ve Ulysses konuştuk, hatta bu süreçte bana bir röportaj bile verdi. Sonunda YKY’nin üç aylık edebiyat dergisi Kitap-lık’ta Aytür’ün kapsamlı bir yazısının “ kapak ” olduğunu öğrenince, dergiyi hemen bu sabah edindim. Ünal Hoca “ James Joyce’un Ulysses’ini Okumanın, Türkçeye çevirmenin Güçlükleri ” başlıkları yazısında, önceleri Joyce ve Ulysses üzerine bir kitap yazmayı düşündüğünü ancak bunu gerçekleştiremediğini kaydettikten sonra şöyle diyor: - Aradan yıllar geçti, derken iki ay kadar önce, “ sıkı bir roman okuyucusu olduğunu bildiğim bir arkadaşım...