Notre Dame’ın Kamburu müzikali Garou ’yu üne kavuşturdu. Canım Feyzan Erel müzikalin DVD’sini yıllar önce Paris ’ten o zamanlar Şanzelize ’de kurulu Virgin ’den alıp getirmişti. Çocuklar 13 ve 8 yaşlarındaydı. Müzikali yıllarca hayranlıkla evimizde izledik, Ali Erel daha o yaşta Garou’ya hayran olmuş, müzikalin en önemli sesi ve oyuncusu teşhisini koymuştu. Yıllar içinde müzikali 2 kez İngilizce ve Fransızca olarak izlemek kısmet oldu, İngilizcesi bende “ bir şeyler eksik ” izlenimi yarattı, Fransızcasını gözyaşları içinde izledim. Üstelik son temsilde müzikalin bestecisi ve emprezaryosu Cocciante ile röportaj yapabilme şansına eriştim. Şimdi Garou’yu solo konserinde izleyebileceğim için çok heyecanlı ve mutluyum. Bakalım Cocciante’ye sorduğum soru ve onun beni aslında kızdıran cevabı sonunda “aaaa doğru söylemiş! ” Gibi gelecek mi? Victor Hugo ’ nun yaklaşık 200 yıl önce yazdığı “ Notre Dame’ın Kamburu” romanından esinle, Riccardo Cocciante tara...
Diyarbakır Belediye Başkanlığından 12 Eylül Darbesiyle alınıp hapsedilen, 86 yıllık yaşamı ya hücrede ya sürgünde geçen Kürt siyasetçi Mehdi Zana ’nın ölümü beni yıllar öncesine götürdü. Uzun yıllar İsveç ’te kaldıktan sonra Diyarbakır ’a döndüğü günlerde, yeni yerleştiği “kira evinde!” Zana ile konuşmuştum. Evi tamtakırdı, salonunda sadece bir kanepe ile duvara dayalı bir ütü tahtası vardı, Zana kitaplarını, önemli evrakını ve mektuplarını o tahtanın üstüne istif etmişti, “Leyla gelsin evi düzenlesin, onu bekliyorum” diyordu. Ankara’da siyasetle haşır neşir Leyla Zana ile henüz buluşmamıştı, yorumu şuydu: -Leyla ile otuz yıllık evliliğimizin sadece beş yılı birlikte geçti, 14 yıl ben içerideydim, 11 yıl da o… Aslında evliliği hiç düşünmesem iyi olacaktı, belki o da aynı şekilde düşünüyordur. —-Abdullah karışmasın—— Dönemin Başbakanı olarak Recep Tayyip Erdoğan ’ın, “ Kürt sorunu benim sorunum ” diyerek Kürt realitesini tanıdığını ilk açıkladığı günlerdi, o sırada Abdull...