Yaşamdaki rastlantılar kimi zaman çok hoş, “iyi ki O’nu tanıdım ” dedirtiyor. İşte bana bunu söyletenlerden biri güzel illustratörüm Esra Özek . O’nunla yeni çıkan kitabım Babaannemin Güllü Masalları ’nın (*) basımı sırasında tanıştık. Her yönüyle çok yetenekli, çok şeker bir genç sanatçıdan söz ediyorum. Renk ve giyim tercihleri farklıydı, koyu renkleri, siyahı seçiyordu, ayakkabılarında, başındaki avangarde kepte, elbiselerinde steampunk ya da gotik diye adlandırabilecek bir tarzı vardı. Gelgelelim karşılıklı konuşmalarımız sırasında karşımda ya da telefonda sanki bir su perisi hafifçe fısıldıyordu, hatta havada bir esinti vardı da, o sözcükler daha bana ulaşmadan uçup kayboluveriyordu. Benim örgüye, el işlerine sevgimi hemen keşfetmişti, hatta giyside, evimde, neredeyse her yerde kullanmayı sevdiğim fıstıki yeşile düşkünlüğümü de… Esra’nın masallarda yarattığı karakterlerin hepsi o kadar hoşuma gitti ki, alıp birer birer kucakladım onları, o babaann...
- Aziz Nesin ’in “ Zübük ” (*) romanını okumuş muydunuz? İ lk baskısı 1961 yılında yapılan bu eşsiz eser, günümüze değin tekrar tekrar basılmış, ikiyüz binin üzerinde okura ulaşmış. -Yav, 90 milyonluk nüfusta 200 bin nedir ki? Diye soruyorsanız, bir zamanlar çok okuyan bir halktık, ne yazık ki şimdi bu noktalara geldik. E tabii, okul yıllarında hocalarımız okumamızı çok teşvik ederdi, okul kitaplıkları öğrenciyle dolup taşardı, okumak yeter mi? Hocalar yorum yapmamızı ister, hatta yılbaşı armağanı olarak birbirimize sadece kitap vermemizi zorunlu kılardı, ben sıra arkadaşıma Zübük’ü armağan etmiştim. Kadıköy Rıhtımına yapılacak cami Neyse işte, Zübük şimdilerde yeniden aklıma düştü, kitaplıktan çekip çıkarıp bir kez daha okumak istedim. -Neden? diye sorarsanız, son günlerde yu...