Düşünebilir miydim O’nun siluetinin belleğimden giderek silineceğini? Gülüşünün, dokunuşunun, kokusunun, söylediği şarkıların bile günün birinde unutulmaya yüz tutacağını? İyi ki fotoğraflar var, gülümseyerek bakıyor onlarda, ne kadar genç, söğüt dalı gibi incecik. Bir kızı olsun istermiş, -bir gün belki- diyerek hayalinde koymuş ismimi. Daha okuldayken; - Bir oğlum, bir kızım olacak, isimlerini Ersin ve Nursun koyacağım - dermiş. Yıllar geçmiş aradan, babam Servet, annemin “ hep gizlediği eline! ” Yüzük takmak istemiş, annemden “ sen hangi ele yüzük takacağını biliyor musun? ” yanıtını almış ama pes etmemiş, o yanık izleri olan eli alıp öpmüş, öpmüş… Sonra evlenmişler, ağabeyim doğunca dedem, - Nasıl olsa ilk çocuğunuz, ismi Mehmet olsun, sonrakini sen koyarsın - demiş, benimkine itiraz eden olmamış. Bu sabah hep annemleyim, bahçelerden O’na leylaklar topladım, şimdi hepsi karşımda, annem de görüyor mudur? Göğün en yukardaki mavilikleri...
Ge ç enlerde iki duayen isim taraf ı ndan kahveye davet edildim, mesle ğ imizin efsanevi haber m ü d ü r ü Sezai Bayar ve pek ç ok genci tedrisat ı ndan ge ç irip gazetecilik mesle ğ ine kazand ı ran Korkmaz Alemdar ile bulu ş tuk, sohbet ettik. Bahar ı n geli ş iyle umutlar tazelenir ya, esprilerle ş enlenen konu ş mam ı z daha sonra Cemiyetteki geli ş melere ö zellikle “ Ka ş A razileri ” konusuna kayd ı . Gazeteciler Cemiyetinin Ka ş’ ta y ı llar ö nce edindi ğ i araziler, uzun s ü redir tart ışı l ı yor. Kimi eski gazetecilerin villalar ı n ı n yer ald ığı , hatta sokaklara isimlerinin verildi ğ i bu arazilerin do ğ al sit alan ı stat ü s ü ndeki baz ı b ö lgelerinin sonradan yap ı la ş maya a çı lmas ı , tapu d ü zeltme davalar ı yla y ü z ö l çü mlerinin ö nemli ö l çü de art ı r ı lmas ı , b ö lgedeki tansiyonu y ü kseltiyor. Cemiyet m ü lkiyetindeki arazilerin y ı llard ı r ne gazetecili ğ e, ne de ü...