Ana içeriğe atla

Kayıtlar

İrem KUTLUK etiketine sahip yayınlar gösteriliyor

Böcekli Elbise

Yaşamın renkleri ne  güzel.  -Kimi zaman ağır siyasi atmosfer sizi de nefes alamaz duruma getirmiyor mu?  -İşte o zaman “düşlere sığınmak” belki biraz huzura kavuşturabilir.  Bir dizi vardı, “ Show About Nothing ” başlığıyla yayınlanırdı, iddiasız gibi görünse de iddiası doğallığından kaynaklanıyordu. İnsanın başına her gün gelen, hiç de abartılı olmayan rutin olaylarla ilgiliydi. Uzun yıllar yayınlandı, dizi sona erdiğinde başroldeki aktör boşlukta kaldığı için uzun süre psikolojik tedavi görmüş söylenene göre. Çünkü (kendi ifadesiyle) artık düş kuramaz olmuş. Aile yaşamı, işi, her şey aleladeleşmiş yaşamında… Neyse işte… “Düşlere sığınmak” demiştim, iyi ki biz hala düş kurabiliyoruz, sığınmanın ötesine geçip gerçekleşen bir düşten bahsetmek istiyorum size şimdi.  Sanal dünyada gezinirken karşıma çıkmıştı.  Uzakdoğu’da sık rastlanan ağaçkakan ailesinden (Buprastidae *) bir böcek var(mış), ama ne böcek, ulaşılmaz bir sanat eseri, o yüzden “Mücevhe...

Kemal Kılıçdaroğlu: Bize de Darbeci derler

Ortalık toz duman, mutlak butlan kararıyla ülke siyasetine, ağır aksak da işlese Türk Tipi Demokrasimize  resmen balyoz indirilmiş oldu, her kafadan bir ses çıkıyor. Bu tartışmalar sırasında eski defterler de birer birer açılıyor. Kendi deyimiyle seksenindeki Kemal Kılıçdaroğlu nasıl oldu da böyle kötü yazılmış bir senaryonun başrolünü kendisine yakıştırdı akıl almıyor. “ Neymiş bu koltuk sevdası yahu? ” dedirtiyor. Bir de CHP Genel Merkezinde kürsüye çıkıp halktan “ Fetöcüleri bilmeden içimize sokmuş oldum ” diyerek özür dilemedi mi?  Kulaklarıma inanamadım. Neyse işte, benim de aklıma yıllar önce yaptığımız bir görüşmede Kılıçdaroğlu’nun bize söyledikleri  geldi. ———Balyoz’daki çekingen tutumu——- Balyoz Davası nın ortalığı kasıp kavurduğu günlerdi. Sayısız subay, general, amiral Gölcük’te ele geçirilen “ sözde dijital deliller ”le  “ hükümeti devirmeye teşebbüs ” suçundan yargılanıyordu, sonunda hepsi hapis cezalarına mahkum edildi. O dijital delillerin ...

Erik marmelatı

Hayatın anlamını sorgulamayı felsefecilere mi bıraksak? Yoksa ilahiyatçılara teslim olup bunları hiç düşünmesek mi? Boş çaba, ne yaparsan yap bu soruya ömrün boyunca cevap arar durursun, asla bulamayacağını bile bile... Bu düşüncelerle boğuşurken, koskoca bir Pazar günü sana kalmıştır. Özgürlük, yalnızlık ne büyük lüks, değil mi? E, peki nasıl geçirilecek o koskoca gün? Kolayı var, önce bir yürüyüşe çıkmalı, hem de erken erken, çünkü sonra güneş yükseldiğinde yürümek şurda dursun, sıcaktan kolunu bile kıpırdatamazsın...  Şu Covit var ya Covit 19. Bizi ne hallere düşürdü. Eğer içimizdeki korkular olmasa şu koskoca günde kiiimbilir neler yapabilirdik, ama pabuç pahalı... Korkuyorum, hem de çok korkuyorum. Diyelim ki o menhus hastalığa yakalandım, “ eh n’apalım dünyada 1 milyon insan öldü, senin ayrıcalığın mı var? ” Deme bana. Böyle kestirip atamıyorsun ki... “ Ya aile efradına, eşine dostuna da geçerse? ” Diye düşünüp, hemen vazgeçiyorsun arkadaşlarını arayıp “ buluşalım ” konuşmala...