Ana içeriğe atla

Kayıtlar

Abdullah Öcalan etiketine sahip yayınlar gösteriliyor

Zaman geçer, ölenlerin söyledikleri unutulur (mu?) Muhsin Yazıcıoğlu, “MHP milliyetçilerin desteğini yitirmiştir.”

Milliyetçi kesimin simge ismi Muhsin Yazıcıoğlu , yaşamını yitirdiği helikopter kazasının 17. yıldönümünde anıldı. MHP lideri Devlet Bahçeli , mezarına bir kırmızı gül ve karanfillerle gittiği Yazıcıoğlu’na dualarla rahmet diledi. Oysa Yazıcıoğlu’na göre MHP, Türkiye’yi “ geri dönüşü olmayan, milli çıkarlara aykırı politikalarla çıkmaza sürükleyen AKP’yi destekleyerek, Abdullah Öcalan’ı idamdan kurtararak, Türk askerinin başına çuval geçirilmesi olayına sessiz kalarak ” milliyetçilerin desteğini yitirmişti.   Muhsin Yazıcıoğlu’nun helikopterinin Keş Dağı nda karlı-fırtınalı bir günde düşüşü (*)  pek çokları tarafından “ kuşkulu” bulunmuş, kazayı açıklayabilecek kimi delillerin enkaz alanında kayboluşu çok tartışılmıştı. Helikopterde Yazcıoğlu’na eşlik eden, bacağı kırılan gazeteci  İsmail Güneş ’in saatlerce sağ kalıp yardım beklemesine karşın aramalarda yerinin tespit edilememesi sonucunda donarak ölümü de kuşkulu bulunmuştu.  Aradan geçen onca yılın ardından ...

Gazeteci Tanıklıkları; Kürt Sorununa nasıl yaklaşılmış? (1)

Her kafadan bir ses çıkıyor bugünlerde, yok “ Kürt açılımı sürmez ”  yok “ Bu filmi daha önce görmemiş miydik? ” Lafları, hatta “ bunun arkasında kimbilir kimler  var… ” güvensizliği. Aslında, gerçekten de bu filmi daha önce defalarca görmüştük.  Recep Tayyip Erdoğan ’ın “ Başbakanlığı ” döneminde “ Kürt meselesi benim meselemdir ” diye özetlenecek (*) bir Diyarbakır konuşması olmuştu, işte tam da o günlerde ben bire bir tanıklık etmiştim açılım çabasına… Gazeteci olarak, Diyarbakır merkez olmak üzere bölgenin kasabalarında köylerinde karış karış dolaşarak. Kürt vatandaşlarla sofralarda, kahvede, hatta evlerinin damında, salça serdikleri sırada günlerce konuşmuş, izlenimler derlemiştim. Kürtler adına konuşan pek çok politikacıyla, aşiretlerin önde gelen isimleri ve sivil dernek sözcüleriyle sayısız röportajlar yapmış, TSK’da Kürt meselesinin önemli isimleri ile hatta devlet adına konuşan isimlerle da buluşmuş, “ sorun sizce nedir, nasıl çözülebilir? ” Sorusunu yönel...

Ben yaşamı böyle sevdim

Bilenler bilir, arşivle uğraşmak belalı iştir. Üstelik bu iş, ömrün sonuna dek sürecek bir dipsiz kuyudur... Hele gazetecilik mesleği söz konusu ise o kuyunun dibine asla ulaşamazsınız. İşte aylardır, sayısız dosya, kupür, fotoğraf, belge, görüntüyü masama yığdım, cebelleşip duruyorum. Ya çekmecenin birinde tozlanan şu antika telefonu bulmaz mıyım? Ne güzeldi onunla hayat, hep iyi haberleri taşırdı... Oysa dışarıda hava o kadar güzel ki, şu ne işe yaradığı bilinmeyen! “Covit Yasakları ” (*) olmasa çık, göl kıyısına git, eşinle dostunla uzak uzak oturup, köpüklü kahve eşliğinde daldan dala sohbet et: -103 amiral meselesine sen ne diyorsun? (**) -Yahu ne var bunda? Montreaux, adamların yıllarını verdiği  mesleğin en önemli dosyalarından biri değil mi? Düşünsene, kadim anlaşmayı geçmişiyle, bugünkü boyutuyla yıllarca incelemişler, teğmenlikten al, komodorluğa, komutanlığa varan süreçlerde bizzat içinde yaşamışlar, iç-dış sorunlarla boğuşulan süreci  yönetmişler. Görüş beli...

Şam’da peşimize hafiye takmışlar

Öyle çok seyahat ettim ki güzel mesleğimde, “dünyayı gezdim ” desem yeridir...   Seçim propagandalarında, siyasilerle memleketin en ücra köşelerini karış karış dolaşmaktan tutalım da, liderlerin resmi yurtdışı gezilerine, özel dosya araştırmalarına, röportajlara, ülkelerden gelen davetlere kadar... Mesleğe yeni başlamıştım Tercüman Gazetesi nde, ekonomi alanında ilerlemeye çok istekliydim, dönemin Başbakan Yardımcısı Turgut Özal ’ı takip ediyordum, gazetecilik yaşamımın ilk yurtdışı gezisi onunla Şam ’a oldu. Şam ’da Türk Heyeti soğuk karşılandı. “Hatay’ı içine alan Suriye haritaları ” bütün resmi toplantılarda duvarlarda asılıydı, üstelik Abdullah Öcalan da yıllardır Şam yakınlarında “ misafir ” ediliyordu. Hafız Esad ’ın başında bulunduğu Baas Rejiminin etnik temizlik amacıyla Hama ve Homs’ ta (*) kimyasal silah kullanıp binlerce  sivili katlettiği haberlerini duyuyorduk. O sırada Hürriyet’ te olan sevgili meslektaşım Saygı Öztürk ’le kafa kafaya verdik: -Yahu Nur...