Zaman geçer, ölenlerin söyledikleri unutulur (mu?) Muhsin Yazıcıoğlu, “MHP milliyetçilerin desteğini yitirmiştir.”
Milliyetçi kesimin simge ismi Muhsin Yazıcıoğlu, yaşamını yitirdiği helikopter kazasının 17. yıldönümünde anıldı. MHP lideri Devlet Bahçeli, mezarına bir kırmızı gül ve karanfillerle gittiği Yazıcıoğlu’na dualarla rahmet diledi. Oysa Yazıcıoğlu’na göre MHP, Türkiye’yi “geri dönüşü olmayan, milli çıkarlara aykırı politikalarla çıkmaza sürükleyen AKP’yi destekleyerek, Abdullah Öcalan’ı idamdan kurtararak, Türk askerinin başına çuval geçirilmesi olayına sessiz kalarak” milliyetçilerin desteğini yitirmişti.
Muhsin Yazıcıoğlu’nun helikopterinin Keş Dağında karlı-fırtınalı bir günde düşüşü (*) pek çokları tarafından “kuşkulu” bulunmuş, kazayı açıklayabilecek kimi delillerin enkaz alanında kayboluşu çok tartışılmıştı. Helikopterde Yazcıoğlu’na eşlik eden, bacağı kırılan gazeteci İsmail Güneş’in saatlerce sağ kalıp yardım beklemesine karşın aramalarda yerinin tespit edilememesi sonucunda donarak ölümü de kuşkulu bulunmuştu.
Aradan geçen onca yılın ardından bir zamanlar Milliyetçi Hareket Partisi üyesi olan Muhsin Yazıcıoğlu’nun MHP’den neden koptuğu, Büyük Birlik Partisini neden kurduğu ve o yıllarda iktidara gelip bunca yıldır ülkeyi yöneten AKP hakkında neler düşündüğüne bir bakalım. (**)
——MHP ve milliyetçiler——
-Türk milliyetçiliği neden partilere bölündü?
-Yazıcıoğlu: Lise ikinci sınıftan bu yana milliyetçi hareketin içindeyim. Politikayı asla kendimi zengin etme işi olarak görmedim, halka asla yalan söylemedim. MHP’yi terk ettik çünkü partinin içinde farklı görüşlere açık, demokratik bir ortam yoktu. Bizler, her zaman yolsuzluğa, soyguna karşı çıktık asla böyle bir hareketin içinde olmadık.
-Ya MHP?
-Yazıcıoğlu: MHP koalisyonun bir parçası haline geldi, kamuoyunda kendisine tanınan şansı kaybetti, milliyetçi kanadın güvenini yitirdi. Seçime bir buçuk yıl kala hükümetten çekilerek yönetimi şu andaki AKP’ye teslim etmiş oldu. Ölüm cezasının kaldırılmasına da destek vererek barajın altında kaldı. Şu anda AKP, tümüyle milli çıkarları aykırı iç ve dış politikada milli çıkarları zedeleyen bir tutum izliyor, bu aslında MHP’nin suçudur hatta Irak’ta Türk askerinin başına çuval geçirilmesinden de sorumludur, şu anda Türkiye’nin içine çekildiği kaos atmosferi büyük ölçüde MHP’nin suçudur.
——AKP, meşruiyeti ABD’de arıyor——
-AKP ile ilgili görüşünüz nedir?
-Yazıcıoğlu: Bu hükümet meşruiyetini Avrupa’dan ve ABD’den alıyor. Recep Tayyip Erdoğan Amerika ve Avrupa’da gizli ve kayıt dışı toplantılarda liderlerle buluşarak politikasını çiziyor. TBMM’deki parlamenterlere sorun, neler konuşulmuş neler kararlaştırılmış hiçbiri size anlatamayacaktır çünkü bilmezler. Hatta hükümetin içindeki isimlere sorun hiçbirisi neler oluyor bilmez çünkü bir tek adam politikası uygulanıyor. Şu anda Türkiye’yi geri dönüşü olmayan bir yola sürüklüyorlar.
-Kıbrıs politikası hakkında ne düşünüyorsunuz?
-Yazıcıoğlu: Kıbrıs’ta duruşumuz asla değişmez. Kurucumuz Mustafa Kemal ne demişti? -Eğer Türkiye Kıbrıs’ı kaybederse savunmasız kalır.- Biz 1974’te garantörlük hakkimizi kullanarak Londra ve Zürih anlaşmalarının ışığında Kıbrıs’ı iki devletli iki bölgeli bir devlete dönüştürdük o günden beri adada barış var, kan akmıyor ama bazıları şu anda eski güne dönmek istiyor.
-AKP yönetimi öyle mi düşünüyor sizce?
Yazıcıoğlu: Türk hükümeti şu anda Kıbrıs’ı yıkıma götürüyor. Biraz önce söylediğim gibi Avrupa ve Amerika’dan meşruiyetini almaya çalışıyor. Recep Tayyip Erdoğan kapalı kapılar ardında dış politikayı yürütüyor, not tutulmasını bile engelliyor.
Eğer milli meselelerde bizim çıkarımıza çözümler bulunamıyorsa bırakın öyle kalsın.
——Erdoğan ve Kürt sorunu——
-Erdoğan’ın Kürt sorununa yaklaşımını nasıl değerlendiriyorsunuz?
-Yazıcıoğlu: PKK liderinin düşünceleri hatta talimatları avukatları aracılığıyla İmralı‘dan bildiriliyor yayınlanıyor, bu talimatlar kimi aydınlar aracılığıyla da büyük bir arenaya taşındı, başbakan bu sözde aydınlarla buluşup deklerasyon yayınlandı, Diyarbakır‘ı ziyaret ettiğinde sanki burası yabancı bir ülkeymiş de dedi ki -Bir Kürt sorunu vardır, demokratik yollarla çözülmesi gerekir- ayrıca ekledi: -Hatadan dönüp özür dilemek fazilettir.-
-Bölgenin sorunları hakkında siz ne düşünüyorsunuz?
-Yazıcıoğlu: Eğer bölgede işsizlik, fakirlik, göç varsa, dağlarda artık tarım yapılmıyorsa, ovalarda koyun, kuzu sesi duyulmuyorsa, GAP projesi askıya alındıysa, tarlalar kurumaya bırakıldıysa, bölge insanı cahilliğe, eğitimsizliğe mahkum edildiyse, sağlık hizmetinden yoksun bırakıldıysa bütün bunlar PKK’yı güçlendirmiştir ve üstelik terör yaygınlaşmıştır. Ben iyiye gitmediğimiz kanaatindeyim, görüşlerimi son derece açık bir şekilde savunuyorum bir milliyetçi olarak şu anda gidişimiz iyi değil, Türkiye iyi yönetilmiyor terörle mücadele edilmiyor. Toplum güvensizlik duygusuna itiliyor, çaresizliğe itiliyor, şu anda İstanbul’un sokakları dağdan çok daha güvensiz hale gelmiştir. Şiddeti çözüm görenleri kınıyorum, bu çözüm yolu olamaz şiddet mutlaka önlenmelidir. Bazıları Türk Silahlı Kuvvetleri’nin PKK’ya karşı silah bırakmasını savunuyor bu ne küstahlık.
Bir ülkenin bir tek ordusu vardır, başka bir ordudan söz ediyorsanız, yani teröristlere silah bırakma çağrısı yapıyorsanız, teröristle silah bırakma olmaz. Bu, Türk devletinin teslim olması anlamına gelir.
—-Öcalan tecritte kalmalı——
-Öcalan şu anda 2002’de ölüm cezasının kaldırılmasıyla ömür boyu hapis cezasını çekiyor İmralı’da. Bu konuda ne düşünüyorsunuz?
-Yazıcıoğlu: Devlet tarafsız ve adil bir yargılama ile isyancı ve eli kanlı bir katili mahkum etti, bu süreç bütün dünyanın gözü önünde yaşandı. Aslında ölüm cezasıydı istenen ama üç partili koalisyon, Anayasayı bile çiğneyerek Öcalan’ın idamdan kaçmasını, sağladı, aslında mutlaka idam edilmeliydi ben 30.000 kişinin katilinden söz ediyorum tabii ki cezası işlediği suçlarla eşit olmalıydı
-Öcalan’ın şu anki durumu için ne diyorsunuz?
Yazıcıoğlu: Eğer idam edilmediyse dünya ile ilişkisi kesilmelidir. PKK’ya oradan talimat vermesi kabul edilemez, dünyanın hiçbir yerinde böyle bir şey olmaz.
(*)https://tr.wikipedia.org/wiki/2009_Medair_Bell_206_kazas%C4%B1
(**) Eylül 2005 The New Anatolian



Çok iyi bir hatırlatma olmuş , hafıza mekanı gibisin ...
YanıtlaSilÇok güzel bir söyleşi olmuş, sevgili Nursun hanım. Tebrik ederim. Rahmetli Yazıcıoğlu bizim Aile dostumuzdu, aynı zamanda eniştemiz...Ayrıca derneklerde de birlikteydik...Sana ve Feyzan dostuma Selamlar.
YanıtlaSil