Ana içeriğe atla

Kayıtlar

Turgut Özal etiketine sahip yayınlar gösteriliyor

Hazine’nin Hazin Hali

Orhan Pamuk gibi, “bir kitap okudum hayatım değişti” demeyeceğim ama “ meslek hayatım bir film gibi gözlerimin önünden geçti ” desem inanır mısınız? -Evet, aynen öyle oldu.  Elimdeki kitap Osman Tunaboylu ’nun “ Babama Anlattığım Bürokrasi ve Bankacılık hikayeleri .” (*) Tunaboylu, kırk beş yıl süren bürokrasi serüvenini kaleme alırken, yaşanmış olaylara da çokça yer vermiş. Ben bu yaşananların öncesine değil ama seksenler sonrasına  “ az çok ” tanıklık ettim, ama ekonomiyi takip eden bir gazeteci olarak pek çok olayın perde arkasını ancak şimdi öğrenmiş oldum…  -Neden?  Derseniz, bizimki gibi demokrasiden nasibini tam almamış ülkelerde gazetecilik yapmak zordur, bilgi aslanın ağzındadır, şeffaflık kimsenin umurunda olmadığı gibi, ülkeyi yönetenlerde kamuoyunu bilgilendirme sorumluluğu, görevi yerleşmemiştir. O yüzden ilk sayfalardaki şu cümle çok hoşuma gitti: “ …Yazmamak susmak daha mı ahlaki bir tutum? Geleceğe ışık tutmak için aydın olarak topluma karşı ...

Sahi, o yakalanan altınlar ne oldu? Ertuğrul Kumcuoğlu’ndan ibretlik bir öykü…

Belleğinizi bir yoklar mısınız? Geçen yılın bugünlerinde gazeteci Timur Soykan , İstanbul Havalimanında AKP’li eski bir siyasetçinin yanında VIP salonunu kullanan eski özel kalem müdürünün valizlerinde 60 kilo kaçak altın yakalandığı bombasını patlatmıştı anımsadınız değil mi? (*) -Aaa sahi,  peki ne oldu o iş? Diye soruyorsanız, milletvekili hakkında hiç bir işlem yapılmadı, memuru hakkında ise soruşturma başlatılmıştı ama anlaşıldığı kadarıyla o soruşturma da rafa kaldırılmış. -Gecenin bu saatinde o olay nereden aklına geldi?  Diye merak ettiyseniz anlatayım… Senih Kavlak ’tan bir mesaj aldım, Ertuğrul Kumcuoğlu ’nun  “ Müsteşar ” kitabını okurken benim ismime rastlamış, “ bu sizsiniz herhalde” diyerek kitabın o sayfasının fotoğrafını çekip  göndermiş. Kumcuoğlu o kitabını bana da imzalamıştı.  ———-kamyonette kaçak altın——- Bir anda Ankara’da ekonomiyi takip ettiğimiz yıllara gittim. Bir gün, Maliye Bakanlığı müsteşarı Kumcuoğlu ile görüşmüşüm, bir...

Kadir Şengün’ün ardından: Bir çeyrek sucuk hikayesi! (1)

Acı haberi  meslektaşım  Yusuf Yalkın verdi,  (Kadir Şengün ölmüş, üstelik öldüğü günler sonra farkedilmiş!)  donup kaldım.   Oysa Sıhhiye ’de birbirine yakın sokaklarda oturmuştuk, ağabeyim Mehmet Alev ’in Atatürk Lisesi nden arkadaşıydı, yıllarca pek çok gazetede birlikte çalışmıştık ama ben ailesinden hiçkimseyi tanımıyordum, tek bildiğim ayrıldığı eşinden olan kızı ve oğlunun Belçika’da yaşadıkları ve babalarına “ bizi öyle sık sık arama, biz iyiyiz ” deyip, irtibatı kestikleriydi. . -E, peki,  evinde günler önce yaşama veda eden, kimselerin artık yokluğundan haberdar olmadığı  ( hoş, varlığını da bilmezdi pek çokları ) Kadir’in ölümü ailesine nasıl haber verilecekti? Neyse ki “kaçınılmaz son” karşısında hemen harekete geçiliyor, yapılacaklar yapıldı, meslektaşımız bu sabah erken bir saatte, pek az kişinin katıldığı törenle toprağa verildi. Kadir artık yok! Oğlum Ali’nin düğünündeyiz Oysa yıllar içinde acı-tatlı neler neler yaşadık, ne sırla...