Ana içeriğe atla

Kayıtlar

Aziz Nesin etiketine sahip yayınlar gösteriliyor

Aydınlatan bir kadın: Demet Işık… Madımak Davası yeniden açılamaz mı?

Kimi insanlarla rastlantıyla tanışırsınız ve yaşam birden şenlenir, ışıklanır. İşte  Demet Işık  böyledir. Yıllar önce bir panelde karşılaşmıştık, hoş bir sohbetimiz olmuştu, bir kaç gün sonra aradı: -Bir kitap kulübü kurmak istiyorum, siz de katılır mısınız?  İlk toplantımız 2008 Şubatında gerçekleşti,  Demet Hanımın masal dünyasını andıran evinde buluştuk, katılımcılar, “ Erendiz Atasü, Hasan Faruk Levent, Filiz Erman, Akın Atauz, Mine Özman, Alphan Akgül, Kıymet Giray, Rüvide Bayraktar idi. Kitapların seçimi, toplantıların rutine dönüştürülmesi gibi konuları konuştuk, akşamüstü buluşmalarımızda ikramları nasıl paylaşacağımızı da… Hemen o günlerde Timur Ertekin, Şelale Özmen, Biray Üstüner, Fevzi Yalım, Mustafa Şerif Onaran, Ünal Aytür, Necla Aytür, Barış Özçelik de aramıza katıldı, böylece Demet Hanımın deyimiyle grubun SİNÇO’ları tamamlandı. Önceleri, “ kitabımıza ağırlık verelim, masada sadece şarap, peynir, simit bulunsun ” derken, Demet Hanımın ikramları öy...

Zübük (Kağnı Gölgesindeki İt)

- Aziz Nesin ’in “ Zübük ”  (*) romanını okumuş muydunuz? İ lk baskısı 1961 yılında yapılan bu eşsiz eser, günümüze değin tekrar tekrar basılmış, ikiyüz binin üzerinde okura ulaşmış.  -Yav, 90 milyonluk nüfusta 200 bin nedir ki? Diye soruyorsanız, bir zamanlar çok okuyan bir halktık, ne yazık ki şimdi bu noktalara geldik. E tabii, okul yıllarında hocalarımız okumamızı çok teşvik ederdi, okul kitaplıkları öğrenciyle dolup taşardı, okumak yeter mi? Hocalar yorum yapmamızı ister, hatta yılbaşı armağanı olarak  birbirimize sadece kitap vermemizi zorunlu kılardı, ben sıra arkadaşıma Zübük’ü armağan etmiştim.    Kadıköy    Rıhtımına yapılacak cami                                             Neyse işte, Zübük şimdilerde yeniden aklıma düştü, kitaplıktan çekip çıkarıp bir kez daha okumak istedim.  -Neden? diye sorarsanız, son günlerde yu...

Saatleri Ayarlama Enstitüsünden bildirilmiştir...

Son zamanlarda toplum düzenini bozan hareketlerinize çeki düzen vermeniz için aşağıdaki saatlere uymanız gerekmektedir... Saat 07.00 uyan, sağından kalk, yatak sağda duvara dayalıysa bir takla at, ayak ucunu başucu yap, yine sağdan kalk. Yoksa işin ters gider. Saat 08.00 elini yüzünü yıka, mutfağa geç, yumurta haşla, kabuğu çatlamasın diye cezveye madeni kaşık ve biraz tuz koy. Kaynayınca 100’e kadar say rafadan yumurta olmuştur. Çatlamış mı? Sakın haaaa atma, ay sonuna günler var daha... Ekmek doğrayıp yersin, ziyan etme.  Saat 09.00 maskeni tak, evden çık, pardon  çıkma yasağı varsa zabıtaya yakalanmadan eve  dön. Evde televizyonu açacaksın biliyorum ama haber kanallarını zaplayıp durma, hepsinde  haberler aynı. Birini aç. Haaa, malum kişiler konuşuyorsa sesi kıs, kulağın da sinirlerin de zarar görür, ekrana bakma.  Saat 10.00  zil mi çaldı? Hemen maskeni takıp aç. Kimmiş? Ha, gazete mi geldi? Salona geç, okumaya başla. Niye buruşturup  ken...

Avni Lifij

Şu Corona salgınına “ bardağın yarısı boş mu dolu mu?” Diye baksanız neler düşünürdünüz?  Mesela, okumaya bir türlü zaman ayıramadığınız kitaplar mı var elinizde? Ne güzel, çok sevindim.  Durun bakayım, benim aklıma gelenler hangileri?  Çocukluğumun o unutulmaz dergileri,” Çocuk Haftası ”... Henüz okuma yazma bilmiyordum, annemle babam, ağabeyim Mehmet Alev’i dergiye abone etmişlerdi, o evde yokken elime alır, saatlerce içindeki resimlere bakardım... Okumayı söktüğümde daha keyifli hale geldi Çocuk Haftası... Yıldırım Kaptan nasıl da uçarak yetişir, kötüleri yok ederdi. Kemalettin Tuğcu ’nun o hüzünlü öykülerini   tekrar tekrar okuduğumda bile boğazıma bir şeyler tıkanır, yutkunamazdım...  İki oda bir saloncuk evimizin en renkli ve içine girdiğimde hemencecik kayboluverdiğim dünyasıydı köşedeki kitaplık. Babam formika kaplamadan yaptırmış, eve ilk getirdiğinde en üst rafa ansiklopedileri dizmişti, Ticaret Ansiklopedisi, Türkiye Ansiklop...