Ana içeriğe atla

Kayıtlar

feyzan erel etiketine sahip yayınlar gösteriliyor

Notre Dame’ın Kamburu

Notre Dame’ın Kamburu müzikali Garou ’yu üne kavuşturdu. Canım Feyzan Erel müzikalin DVD’sini yıllar önce Paris ’ten o zamanlar Şanzelize ’de kurulu Virgin ’den alıp getirmişti. Çocuklar 13 ve 8 yaşlarındaydı. Müzikali yıllarca hayranlıkla evimizde izledik, Ali Erel daha o yaşta Garou’ya hayran olmuş, müzikalin en önemli sesi ve oyuncusu  teşhisini koymuştu.  Yıllar içinde müzikali 2 kez İngilizce ve Fransızca olarak izlemek kısmet oldu, İngilizcesi bende “ bir şeyler eksik ” izlenimi yarattı, Fransızcasını gözyaşları içinde izledim. Üstelik son temsilde müzikalin bestecisi ve emprezaryosu Cocciante ile röportaj yapabilme şansına eriştim. Şimdi Garou’yu  solo konserinde izleyebileceğim için çok heyecanlı ve mutluyum. Bakalım Cocciante’ye sorduğum soru ve onun beni aslında kızdıran cevabı sonunda  “aaaa doğru söylemiş! ” Gibi gelecek mi? Victor Hugo ’ nun yaklaşık 200 yıl önce yazdığı “ Notre Dame’ın Kamburu” romanından esinle,  Riccardo Cocciante   tara...

Böcekli Elbise

Yaşamın renkleri ne  güzel.  -Kimi zaman ağır siyasi atmosfer sizi de nefes alamaz duruma getirmiyor mu?  -İşte o zaman “düşlere sığınmak” belki biraz huzura kavuşturabilir.  Bir dizi vardı, “ Show About Nothing ” başlığıyla yayınlanırdı, iddiasız gibi görünse de iddiası doğallığından kaynaklanıyordu. İnsanın başına her gün gelen, hiç de abartılı olmayan rutin olaylarla ilgiliydi. Uzun yıllar yayınlandı, dizi sona erdiğinde başroldeki aktör boşlukta kaldığı için uzun süre psikolojik tedavi görmüş söylenene göre. Çünkü (kendi ifadesiyle) artık düş kuramaz olmuş. Aile yaşamı, işi, her şey aleladeleşmiş yaşamında… Neyse işte… “Düşlere sığınmak” demiştim, iyi ki biz hala düş kurabiliyoruz, sığınmanın ötesine geçip gerçekleşen bir düşten bahsetmek istiyorum size şimdi.  Sanal dünyada gezinirken karşıma çıkmıştı.  Uzakdoğu’da sık rastlanan ağaçkakan ailesinden (Buprastidae *) bir böcek var(mış), ama ne böcek, ulaşılmaz bir sanat eseri, o yüzden “Mücevhe...

Yekta Güngör Özden’e geçmiş olsun

Geçen hafta Anayasa Mahkemesinin eski başkanlarından Yekta Beyi ziyaret etmiştik. Bugün öğrendik, küçük bir ev kazası yaşamış, ameliyat olmuş, iyiymiş. Kendisine acil şifa diliyoruz.  Aslında Ankara’da gündem o kadar yoğun ki, Yekta Beyle yaptığımız söyleşiyi bu sabah kayda geçiriyordum tam, o anda başka konular araya girince yarım bıraktım…  O halde şimdi tamamlayayım: “Güngörmüş” dostlarla bir araya gelebilmek, yakın tarihin sayfalarını gözden geçirebilmek ne kadar büyük bir şans. Geçenlerde Ali Bilge  ve Feyzan Erel ile birlikte Anayasa Mahkemesinin eski başkanı Yekta Güngör Özden’i ziyaret etmiştik, sohbetimiz sırasında notlar aldık, “ yazabilir miyiz anlattıklarınızı ?” Diye sorduğumuzda, “istediğinizi yazın” yanıtı vermişti. İşte o gün bugünmüş…  Yekta Güngör Özden ’in o gün söylediklerine şimdi biraz kulak verelim mi? SORU: Ülkede büyük bir gerilim yaşanıyor şu anda. Aydınlar, gazeteciler politikacılar tutuklanıyor, herkese gözdağı veriliyor, nas...

Canım… Can Bartu

Bugün istim üstündeydim tam… Uzun zamandır üzerinde çalıştığım bir taslak (sürpriz kalsın!)  var…  Her gün kitaplığa kapanıp, masaya oturduğumda hemen aklımı çelip beni bambaşka yerlere sürükleyen kimi olaylar, gözlemler, görüşmeler oluyor (ben de hiç şikayetçi değilim hani!) derken o dosyayı kapatıp başka uğraşlara geçiyorum. Neyse işte, merak ettiğim bir konu vardı, sonradan aklıma geldi ve Feyzan Beyi aradım, sonra da bu şarkıyı ona gönderdim. Sizlerle de şimdi paylaşıyorum… Bu şarkı, Milli futbolcumuz Can Bartu için Fransız sevgilisi  (ünlü şarkıcı Patricia Carli) tarafından söylenen “canım” şarkısıymış…Hiç duymuş muydunuz? Bir dinleyin ve bence “canım” dediğiniz herkese gönderin daha iyisi sonuna kadar açıp dinletin… Bu arada aklıma yıllar önce sevgili meslek büyüğüm, önemli spor yazarlarımızdan  Doğan Ersavaş ın anlattığı bir anekdot geldi, sanırım Şili’ye, (belki başka bir Güney Amerika ülkesine)  gitmişti, dönüşte orada yaşadıklarını, gözlemlerini anlatı...