Ana içeriğe atla

Kayıtlar

Mehmet Alev etiketine sahip yayınlar gösteriliyor

Leylak zamanı

Düşünebilir miydim O’nun siluetinin belleğimden giderek silineceğini? Gülüşünün, dokunuşunun, kokusunun, söylediği şarkıların bile günün birinde unutulmaya yüz tutacağını?  İyi ki fotoğraflar var, gülümseyerek bakıyor onlarda, ne kadar genç, söğüt dalı gibi incecik.  Bir kızı olsun istermiş,  -bir gün belki-  diyerek hayalinde koymuş ismimi.  Daha okuldayken; - Bir oğlum, bir kızım olacak, isimlerini Ersin ve Nursun koyacağım - dermiş. Yıllar geçmiş aradan, babam Servet, annemin “ hep gizlediği eline! ” Yüzük takmak istemiş, annemden  “ sen hangi ele yüzük takacağını biliyor musun? ” yanıtını almış ama pes etmemiş, o yanık izleri olan eli alıp öpmüş, öpmüş… Sonra evlenmişler, ağabeyim doğunca dedem, - Nasıl olsa ilk çocuğunuz, ismi  Mehmet olsun, sonrakini sen koyarsın - demiş, benimkine itiraz eden olmamış.   Bu sabah hep annemleyim, bahçelerden O’na leylaklar topladım, şimdi hepsi karşımda, annem de görüyor mudur? Göğün en yukardaki mavilikleri...

Mustafa Kemal’in SÖYLEV’i

  Değerli dostlar, hepinize günaydın…   Bu sabah sizlerle, minnet duygularımı paylaşmak, Türkiye’nin önemli devrimlerinden birini yaratmada emeği geçenleri saygıyla anmak istiyorum. Dil Devriminden sözediyorum.  Tutkunu olduğum Halide Edib ile ilgili olarak son günlerde bir çalışma yürütüyordum, o yüzden sık sık Mustafa Kemal’in ‘SÖYLEV’ine başvurmam gerekiyordu. Bu amaçla ağabeyim Mehmet Alev’den yardım istedim, kendisi Atatatürk Lisesinin, “ilk üçe girerek mezunu olan” başarılı öğrencilerdendi, söylev bu nedenle ona armağan edilmişti, ondan rica ederek değerli kitapları ödünç aldım.  İki ciltlik Söylev’i sevinçle alıp eve getirdim. Masamda incelediğim sırada, Türkiye Cumhuriyetinin kuruluş yıllarına dair çok önemli kayıtları, büyük ATA’nın anlatımıyla içeren eserin, epeyce hassas ve yıpranmış durumdaki sayfalarını açmaya kıyamıyordum.  Derken, büyük bir sürprizle karşılaştım… Çünkü baştaki düşüncem şuydu: -Atatürk’ün TBMM tutanaklarına geçmiş kimi konu...

O güzel yıllar…

Hepsini yaşadım...  Bayram harçlıklarıyla alınan çatapat ve kibritin  ateşleme kokusuna bayılırdım.  “ Seninle Bir Dakika ” ile Apple’da , TEK’te romantik danslar ettim. Sana’lı , toz şeker serpilmiş ekmeği, sokakta dalya oynadıktan sonra bayıla bayıla yedim.  Arçeliğin merdaneli  makinesi evimizde saatlerce zann, zaaan, zannn diye çalışır, Tursil’le çamaşırlarımız bembeyaz olurdu. Halılar Gırgırla süpürülürdü...   “ Ayşegül ” dergilerini Sevim Teyze keşfetmiş, Ayşegül’e alır olmuştu. Onlara gittiğimde dergideki  resimlere hayranlıkla bakar Ayşegül’ün başından geçenleri keyifle okurdum. Bizim aboneliğimiz Çocuk Haftası’na idi. Kemalettin Tuğcu tefrikalarında gözlerim dolar, Yıldırım Kaptan ’ı okurken neşelenirdim...  Yaz tatilindeki kültürel faaliyetimiz, ayçekirdeği eşliğinde Teksas-Tommiks okumaktı...  Sonraki yıllarda Cumhurbaşkanı Turgu t Özal’la aynı zevki paylaştığımızı öğrenmiş, şaşırmıştım.  Annem ne kadar ge...