Ana içeriğe atla

Kayıtlar

Servet Alev etiketine sahip yayınlar gösteriliyor

Leylak zamanı

Düşünebilir miydim O’nun siluetinin belleğimden giderek silineceğini? Gülüşünün, dokunuşunun, kokusunun, söylediği şarkıların bile günün birinde unutulmaya yüz tutacağını?  İyi ki fotoğraflar var, gülümseyerek bakıyor onlarda, ne kadar genç, söğüt dalı gibi incecik.  Bir kızı olsun istermiş,  -bir gün belki-  diyerek hayalinde koymuş ismimi.  Daha okuldayken; - Bir oğlum, bir kızım olacak, isimlerini Ersin ve Nursun koyacağım - dermiş. Yıllar geçmiş aradan, babam Servet, annemin “ hep gizlediği eline! ” Yüzük takmak istemiş, annemden  “ sen hangi ele yüzük takacağını biliyor musun? ” yanıtını almış ama pes etmemiş, o yanık izleri olan eli alıp öpmüş, öpmüş… Sonra evlenmişler, ağabeyim doğunca dedem, - Nasıl olsa ilk çocuğunuz, ismi  Mehmet olsun, sonrakini sen koyarsın - demiş, benimkine itiraz eden olmamış.   Bu sabah hep annemleyim, bahçelerden O’na leylaklar topladım, şimdi hepsi karşımda, annem de görüyor mudur? Göğün en yukardaki mavilikleri...

Eski sofralar

Fıstıkla soğanı  tavada kavururken Ayşegül  görüntülü! aradı: -Kolay gelsin, belinde önlük ne yapıyorsun? -Zeytinyağlı biber dolmasının içini hazırlıyorum, sen tarçın koyar mıydın? -Tabii, bir de yenibahar mutlaka koyarım, zeytinyağlının yakışığıdır... Çocukluğumuz ve ilk gençliğimiz Ankara ’da, Hanımeli Sokakta geçti. Bizim yetiştiğimiz  yıllarda aileler ve yaşam tarzları birbirine çok benziyordu. Şehir çocuğuyduk ama, akasya ağaçlarıyla bezeli sokaklarda, ikişer üçer katlı evlerin bahçelerinde oyunlar oynardık, çağla toplardık. O zamanki Gaybi Yatır Apartman ının kiracıları  genellikle  orta sınıfın benzer gelir düzeyindeki aileleriydi. Komşularımız, tayinle Ankara’ ya gelmiş memurlar, bir öğretmen, bir yedeksubay, bir hakim, bir eczacı kalfası, bir terzi ve mesleklerini şimdi hatırlayamadığım bir kaç aileydi. O yıllarda çalışan kadın çok azdı, annem Emine   Masume Alev istisnalardan biriydi... Büyük Doğumevi’nin var...