Ana içeriğe atla

Kayıtlar

Cumhurbaşkanı Erdoğan etiketine sahip yayınlar gösteriliyor

Dibacenin dibacesi

ABD Başkanı Donald Trump ’ın “ şak ” diye organize ettiği, Türkiye’nin de “ şip-şak ” üye olduğu “ Barış Kurulu Şartı ”nda üye ülkelerin “Birer milyar dolar” bağış yapması maddesi üzerinde çalışıyordum.  Anlaşma metninin son şeklini incelerken, dibacede ( TDK’ya göre giriş demek ) yer alan şu sözler dikkatimi çekti: “ Kalıcı Barışın kurumlardan ayrılma cesareti gerektirdiği… ” Tamam da, kalıcı barışı sağlama çabasındakiler eğer o kurumların ortaya koyduğu koşulları bizzat kendileri yerine getirmiyorsa kalıcı barış sağlanabilir mi? Ayrılma cesareti gerektiren kurumlar ne peki?  Saymakla bitmez ama, AHİM mi (Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi), CPT mi (Avrupa İşkenceyi Önleme Komitesi) BM’nin ana organlarından hangisi? ( Genel Kurul, Güvenlik Konseyi, Ekonomik ve Sosyal Konsey, Uluslararası Adalet Divanı, Sekreterya ve Vesayet Konseyi mi?) Uluslararası Yolsuzlukla Mücadele Kurumları mı? Yani biz, Trump’ın aklına uyarak, bu uluslararası kurumların hangisinden çıkmakla cesaretimizi ...

İoanna Kuçuradi, “Ciddiye almamak gerekir” derken kimi kastetti?

Gazetecilik mesleğinde pek çok insanla karşılaştım, cumhurbaşkanları, başbakanlar… Kimileriyle çok yakın dost bile olduk ama onları saymıyorum, çünkü bizim mesleğin “ olağan tanışıklığıdır” o isimler, büyüklerimizin deyimiyle onlar “ yolcudur biz hancı. ” Doğrusu, insanları “makamları ” ile değil de kişilikleri ve “ yansıttıkları değerlerle ” dikkate almayı hep daha doğru saydım.  Felsefe profesörü Ioanna Kuçuradi, yansıttığı ve kendisine atfedilen değerler açısından bence öylesine “ tepelerde ” yer alan bir isim ki… Onun yansıttığı ışığın sonsuza dek Türk toplumunu aydınlatmasını diliyorum.  Gazeteciler Cemiyetinde dün “hocaların hocası ” Ioanna Kuçuradi’yi bir dönem öğrencisi olan, şimdinin felsefe profesörü Harun Tepe’yle birlikte  ağırladık… Kuçuradi’nin ekrandan katıldığı söyleşimizin başlığı “İnsan Hakları ve Gazetecilik Etiği” idi ama sorudan soruya geçerken güncel konular üzerinde durmamak olmazdı, daldan dala bir  “çay sohbeti” yürüttük. —-Türk de...

İnsan hakları savunucusu bir doktor; Veli Lök ile sohbet

Geçenlerde İzmir’deydim, Asansör’ü hep duyar, merak ederdim, bir sabah erken yürüyüşe çıktım. İzmir Kız Lisesinin önünden geçerken Ankara’daki lise yıllarım aklıma geldi, her şeye gülerdik, müdire hanımın sert söylemlerine bile! Yine gülerek yürüdüm, Dario Moreno’nun evinin önünden şarkısını mırıldanarak geçtim, deniz görünmese de martı çığlıklarını duyuyordum, sonunda “ yüzyıllık ” A sansör’e (*) ulaşıp yukarıya çıktım. .  Kapılar açıldığında karşımda bulduğum manzara çarptı beni Hafif hafif serpiştiren yağmurda, aşağıdaki apartmanlar dizisinin ardında uzanan maviliği dakikalarca nefesimi tutarak izledim.  Günün erken saatleriydi, “bir kahve olsa”  dedim,  arkadaki manzaralı restorana girdim, boştu, “ cam kenarı buldum” diye sevindim, hemen oturdum: Garson benim kahvemi getirirken,  bir beyefendi içeri girdi, uçtaki masayı seçti, yavaş hareketlerle şapkasını, paltosunu çıkardı, atkısını katlayıp bir kenara koydu, gri takım elbisesi, bordo yeleği ve hafta...