Bugün bayram ziyaretlerindeydik, bir büyüğümüzün evinde güllü lokum eşliğinde kahvelerimizi yudumlayıp, tatlı tatlı sohbet ediyor, bir yandan da evin haşarı kara kedisiyle oynuyorduk, bir ara evin delikanlısı Selçuk sordu: -Nursun Abla, siz Kartalkaya’daki o yanan otele gidiyormuşsunuz ya, Ünsal Ünlü yangın sonrası senden bahsetmişti, haberin var mı? -Yoo, farkına varmadım, ne demiş? -Yavuz Donat bir yazı yazmış da, onun üzerine bahsetmişti… Şanslı günümüzmüş, Ankara’da trafik rahat akıyordu, o sayede yakınlarımızı art arda ziyaret edip, sevdiklerimizle kucaklaştık, hasret giderdik, evimize döndük. Önce Yavuz Donat’ın yazısını buldum: “Gazeteci kardeşim sevgili Nursun Erel ... Yıllarca Kartalkaya'ya gitti... Her kış... Okullar tatile girince. O otelde kaldılar... Grand Kartal' da. Dün... Nursun'la konuştum... Uzun uzun. "Çocuklar artık büyüdüler... Birkaç yıldır gitmiyoruz" dedi. Ve... Oteli anlattı: - İhmaller zinciri... Hangisini anlatayım? Otel esk...
Mürekkep kokan sayfalarda şimdilerde bize yer yokmuş, eh, ne yapalım? Açılsın bari hayali sayfalar... Oysa onlara yazmak tıpkı suya yazmak gibidir. Kayboluverir gider.