Ana içeriğe atla

Kayıtlar

Tarihçiler Gazze Soykırımı için ne diyor?

Tarihçi Hilmar Kaiser,  Ermeni Sorunuyla ilgili olarak;  “ Talat Paşa ’nın Ermenileri imha edin emri var…” (*) Alman tarihçi Hilmar Kaiser bu iddiayı g eçen yıl   ortaya atmış ve yakında çıkacak kitabında bu belgeyi açıklayacağını söyleyince de kıyamet kopmuştu. Bu röportaj sonrasında (**) Kaiser’e yönelen tehditler nedeniyle dekanlık,  ODTÜ’de vereceği konferans için özel güvenlik önlemleri almak zorunda kalmıştı.   Kaiser henüz o kitabını yayınlamadı fakat devlet arşivlerinde çalışma yapmak üzere yeniden Ankara’ya gelmiş, bunu duyunca kendisiyle görüşmek istedim, Yenimahalle’deki arşiv binasında randevu verdi. Çalışma salonunda, bilgisayar başındaydı. Selamlaştık, alt kattaki çay ocağından kahvelerimizi alıp bir köşeye geçtik.  -Tekrar arşiv çalışması mı yapmak için geldiniz? Bu kez neyi arıyorsunuz? -Evet ama doğrusu büyük bir  hayal kırıklığı yaşadım.Çünkü önce bana kapılar açıldı, arşivlerin içeriğine ilişkin katalogları bu sayede görmüş oldu...

Sahi, o yakalanan altınlar ne oldu? Ertuğrul Kumcuoğlu’ndan ibretlik bir öykü…

Belleğinizi bir yoklar mısınız? Geçen yılın bugünlerinde gazeteci Timur Soykan , İstanbul Havalimanında AKP’li eski bir siyasetçinin yanında VIP salonunu kullanan eski özel kalem müdürünün valizlerinde 60 kilo kaçak altın yakalandığı bombasını patlatmıştı anımsadınız değil mi? (*) -Aaa sahi,  peki ne oldu o iş? Diye soruyorsanız, milletvekili hakkında hiç bir işlem yapılmadı, memuru hakkında ise soruşturma başlatılmıştı ama anlaşıldığı kadarıyla o soruşturma da rafa kaldırılmış. -Gecenin bu saatinde o olay nereden aklına geldi?  Diye merak ettiyseniz anlatayım… Senih Kavlak ’tan bir mesaj aldım, Ertuğrul Kumcuoğlu ’nun  “ Müsteşar ” kitabını okurken benim ismime rastlamış, “ bu sizsiniz herhalde” diyerek kitabın o sayfasının fotoğrafını çekip  göndermiş. Kumcuoğlu o kitabını bana da imzalamıştı.  ———-kamyonette kaçak altın——- Bir anda Ankara’da ekonomiyi takip ettiğimiz yıllara gittim. Bir gün, Maliye Bakanlığı müsteşarı Kumcuoğlu ile görüşmüşüm, bir...

Onur Öymen’in anıları… İbretlik sözler ve unutulan bir mektup

Onur Öymen , diplomaside kazandığı deneyimi, CHP milletvekili olarak parlamentoya taşıyarak, TBMM’de bir “ pusula ” görevi yapmıştı. “ Baskılara Direnirken ” başlıklı kitabını her satırını adeta yutarak okumuştum. O sayede, sözde içinde yaşadığımız, hatta parlamentoda ve devlet mekanizmasının koridorlarında an be an izlediğimiz gündemin perde arkasında ne çok “bilinmeyen ” olduğunu öğrenmiş olduk. Öymen’in beş yıl önce yayınlanan kitabını “ bilinmeyenleri öğrenmek isteyenler ” varsa onlara ısrarla öneriyor ve sayısız önemli başlığı arasından birini, “ Açılım Süreci ”ni seçerek sizlerle paylaşmak istiyorum.     Öymen, “ CHP olarak görüşümüz belliydi , teröristle müzakere edilmez, mücadele edilir ” dedikten sonra özetle şunları ekliyor:   “ …Oysa Türkiye’ye yurtdışından dayatılmaya çalışılan terör örgütüyle müzakere yaklaşımı demokratik ülkelerde benimsenmeyen bir yaklaşımdı…  …Karşımızdaki güçlerin esas amacının bağımsız bir Kürt devletinin kurulması olduğu açıkt...

Atatürk’ün emekliliği

Anıtkabir ’e en son ne zaman gittiniz? Belki hep gittiniz, hatta Ata ’nın ölüm yıldönümünde, bugün de oradaydınız ama müzedeki  şu belge dikkatinizi çekti mi? 30 Haziran 1927 tarihli o belge, Mustafa Kemal Atatürk ’ün emeklilik dilekçesi… Zamanın Milli Savunma Bakanlığına sunulmuş.(*) Dilekçesi uyarınca, Atatürk’ün askerlik hizmetinin dökümü 41 yıl, 3 ay 29 gün olarak hesaplanmış. Yani Mustafa Kemal’in 1899 yılında Harbiye’ye girişinden itibaren  orduda üstlendiği komutanlıklarla hizmeti 28 yıl, 3 ay 29 güne ulaşıyor.  Çeşitli savaşlara katılmasıyla aldığı terfilerle Atatürk’ün hizmetlerine 13 yıl daha ekleniyor,  o döküm ise şöyle: -2 yıl İtalyan Hari (Libya) -1 yıl Balkan Harbi  -5 yıl Büyük Harp (Birinci Dünya Savaşı öncesi ve sonrası) -5 yıl İstiklal harbi… İşte bu kayıtlara dayanılarak Atatürk’e Cumhurbaşkanlığında ayda 126 lira 28 kuruş asker emeklisi maaşı alması kararlaştırılıp, ödenmiş… İşte ilk Cumhurbaşkanımızın millete hizmetinin bir dilekçeyle ...

Ulysses nihayet tamam! (mı?) (3)

  S ayın James Augustine Aloysius Joyce beyefendi-haşmetmaap-aleyhisselam hazretlerine seslenişimdir,  ( Aslında sayısız ismi olan birine nasıl hitap etmem uygun olur bilemedim de…)  Zürih’ te, ebedi istirahatgahınızda, eşinizle yan yana huzurla uzanarak oradan bizleri seyrederken acaba “ Ulysses mağduru” okurlarınızı duyabiliyor musunuz? Siz zat-ı alilerine; -Dublin doğumlu büyük yazar mı desem?  -Homeros’un soyundan gelip Yunan Efsanelerinin yeniden yazımına soyunan bir kalem ustası mı?  -Sözcüklerin efendisi, dünya dilleri koleksiyoncusu, Henrik Ibsen’i kendi dilinden okumak için bir dili daha belleğindeki onaltı dile ekleyen adam mı desem?  -Yoksa, açık saçık ( sevişmeli, mevişmeli, öpüşmeli hatta mastürbasyonlu ) fanteziler üretim merkezi müdürü diye mi ansam sizi?  Evet evet, size diyorum, büyük usta, James Joyce beyefendi… Sizee şimdiiii yüksek ve tiz bir sesle, haykırarak sesleniyorum:  -Söyleyin bakalım, bir keresinde, “ yaşam s...