Ana içeriğe atla

Aydınlatan bir kadın: Demet Işık… Madımak Davası yeniden açılamaz mı?



Kimi insanlarla rastlantıyla tanışırsınız ve yaşam birden şenlenir, ışıklanır. İşte Demet Işık böyledir. Yıllar önce bir panelde karşılaşmıştık, hoş bir sohbetimiz olmuştu, bir kaç gün sonra aradı:

-Bir kitap kulübü kurmak istiyorum, siz de katılır mısınız? 

İlk toplantımız 2008 Şubatında gerçekleşti,  Demet Hanımın masal dünyasını andıran evinde buluştuk, katılımcılar, “Erendiz Atasü, Hasan Faruk Levent, Filiz Erman, Akın Atauz, Mine Özman, Alphan Akgül, Kıymet Giray, Rüvide Bayraktar idi. Kitapların seçimi, toplantıların rutine dönüştürülmesi gibi konuları konuştuk, akşamüstü buluşmalarımızda ikramları nasıl paylaşacağımızı da… Hemen o günlerde Timur Ertekin, Şelale Özmen, Biray Üstüner, Fevzi Yalım, Mustafa Şerif Onaran, Ünal Aytür, Necla Aytür, Barış Özçelik de aramıza katıldı, böylece Demet Hanımın deyimiyle grubun SİNÇO’ları tamamlandı.

Önceleri, “kitabımıza ağırlık verelim, masada sadece şarap, peynir, simit bulunsun” derken, Demet Hanımın ikramları öylesine çeşitlendi ki, şölen sofraları bile fakir kalırdı yanında. Neydi o kırmızı şarap eşliğinde sunulan, nar taneleriyle süslenmiş salatalar, peynir tabakları, çeşit çeşit börekler, zeytinyağlılar, özel soslu tavuklar, etler… Ardından çayla servis edilen pastalar, kurabiyeler, kimi zaman benim portakallı kekim…



—-Etkilendiğim kitaplar——


Güncel konuların da ele alındığı sohbetlerimizde kimi zaman konuklar da ağırladık, Hilmi Yavuz, Gürsel Aytaç, Necla Aytür, sorularımız üzerine ilginç konuşmalar yaptılar. 

Okuduğumuz kitaplardan bazıları sonradan gündeme oturdu, hatta dizi filme bile çekildi (Masumiyet Müzesi) benim çok etkilendiğim kitapları saymam gerekirse, Büyülü Dağ (Thomas Mann) Kapı (Magda Szabo) Gece Kelebeği (Haydar Karataş) Çılgın Palmiyeler (William Faulkner) Saatleri Ayarlama Enstitüsü (Ahmet Hamdi Tanpınar) Mor Salkımlı Ev (Halide Edip Adıvar) Bir Başka Düğün Gecesi (Erendiz Atasü) Vejetaryen (Han Kang) Swann’ların Tarafı (Marcel Proust) Lolita (Vladimir Nabokov) … Saymaktan vazgeçtim çünkü sayıları çok. Bu sonuncusunu (Lolita) okuduğumuzda henüz torun sahibi değildim, sonra kız torunlarımız doğdu. Nabokov kitabında erotizme dair ya da bel altı hiç sözcük kullanmadığını iddia etse de bir kez daha kızdım ona, hatta ondan ve kitabından buz gibi soğudum. 


——Tozlu palmiyeler——


Çılgın Palmiyeler’i Feyzan’ın hastalandığı sırada Abu Dhabi’ye yanımda götürmüştüm (hastanede refakat edecektim) ağlamaklı olduğum anlar oldu, o anları Ünal Aytür’e yazdığım mektupta paylaştım, -sizin çevirinizdeki palmiyeler çılgın olsa da, buradakilerin tozla kaplı yaprakları kımıldamıyor bile- diye dert yandığımı anımsıyorum. 

Bir ara Cumhuriyet gazetesinin Kitap Eki’ne kitaplarla ilgili yazılar yazıyordum, Erendiz Atasü ile son kitabı üzerine (Kadınlık ve Toplumsal Çalkantı) bir röportajımız da yayınlandı, kitap kulübümüzün benim kitaplara bakış açıma büyük katkısı olduğunu düşünüyorum.


—-Madımak Davası——-


Geçenlerde sevgili Demet Işık’ı evinde ziyaret ettim, daldan dala bir sohbet yürüttük. Son günlerde Adalet Bakanı Akın Gürlek’in inisiyatifiyle adalete kavuşmadan kapanmış kimi dava dosyalarının yeniden açıldığını, anımsatarak, “Aydınların canına kast edilen Madımak olayının sağ kalan mağdurlarından birisiniz, tanıklığınız çok kıymetli, orada da adalet yerini bulmadı, sizce bu dava yeniden açılsa nasıl olur?” Diye sordum. Demet Hanım, “İyi olurdu tabii ama kendilerine zararı dokunabilir diye bunu istemeyebilirler” dedi. (*) 


——Aziz Nesin’le suskun gün——


Sonra Uğur Mumcu’nun katledildiği günü konuştuk, Demet Hanım Çağdaş Yaşamı Destekleme Derneğinin  Ankara yapılanması ve geçmiş dönem etkinlikleri önemli katkılarda bulunan isimlerdendi. Mumcu’nun toprağa verildiği sırada Cumhuriyet Gazetesinin Ankara Bürosunda çalışıyordum ve görev dağılımında bana büroda kalıp, haber akışını sağlama görevi verilmişti. Bir ara baktım hayran olduğum büyük yazar Aziz Nesin salona girdi, selamlaştık ama diyalogumuz o kadarla kaldı. Sık sık ikimiz de ayağa kalkıp pencereden dışardaki mahşeri kalabalığı izliyorduk, o soğuk yağmurlu günde insanlar Cumhuriyet Binasının önüne sel olup akmıştı. Selda Bağcan’ın sesinden çalınan  “Uğurlar Olsun” şarkısı Ankara’yı çınlatıyordu. Demet Hanıma, “Aziz Nesin’in tüm kitaplarını çocukluğumdan bu yana neredeyse tümden hayranlıkla okuduğumu ama o gün nutkum tutulmuş gibi kendisiyle konuşamamaktan duyduğum pişmanlığı” anlattım, Demet Hanım, “Olsun o karşılaşmanın ve sessizce oturmanın da değeri vardır” dedi.


İşte Demet Hanımla Kitap Kulübümüzün  çağrıştırdığı anılardan bir demet…

Bu yazıyı kitap kulübümüzün değerli üyelerinden on üç yıl önce yitirdiğimiz çok sevdiğim Mustafa Şerif Onaran’ı anarak, Bir Yalnızlık Geçiyor Canevimden şiirinden bir alıntıyla tamamlayayım:


…Demek beni unuttunuz öyle mi?

Bir yerlere gideyim bari…


Hayır unutmadık Sevgili Onaran, keşke gitmeseydiniz, Unutulmuş  Şiirler kitabınız hep başucumda.



(*) Demet Işık’ın savcılık ifadesi;


https://tr.wikisource.org/wiki/Demet_I%C5%9F%C4%B1k%27%C4%B1n_Sivas_Katliam%C4%B1%27na_ili%C5%9Fkin_savc%C4%B1l%C4%B1k_ifadesi




Yorumlar

  1. Çok değerli bir insan. Çağdaş Yaşam Derneğinde topluma büyük katkıları oldu. Sağolsun Demet Işık.

    YanıtlaSil
  2. Nursuncuğum çok güzel konulara değinip,bizi bilgilediriyor ve ufkumuzu genişletiyorsun.Çok teşekkür ederiz.

    YanıtlaSil
  3. Degerli Arkadasım, her biri düşünce dünyamızın kıymetlileri bu insanlarla olmak çok imrenilesi.
    Keşke, sohbeti de tadından yenmez sohbetleriniz kitaplaşsa..🌳🌿

    YanıtlaSil

Yorum Gönder

Bu blogdaki popüler yayınlar

Jackie, kanlı tayyör ve Kennedy suikastı

Koyu ela gizemli bakışlar, yumuşacık kulağa fısıldar gibi ses tonu ( hele Fransızca diksiyonu !), parlak gür saçlar, yaşama, aileye, dostlara, sanata ve estetiğe adanmışlık...  Oleg Cassini (*) imzası taşıyan zarif giyim stili ve Tiffany’s den “kiralanan” (*) görkemli mücevherleriyle muhteşem bir First Lady’nin Beyaz Saray salonlarında üç yıl boyunca, zarif ve ışıldayan salınışı. Evet evet, Jacqueline Bouvier Kennedy ’den söz ediyorum. Amerika’nın 35. Başkanı John Kennedy ’nin Beyaz Saraya taşıdığı, “ gelmiş geçmiş en muhteşem ve unutulmaz ‘First Lady’den.”   Mutluluklarını taçlandıran iki güzel çocukları, Caroline ve John JR da unutulmamalı!”  Beyaz Saray'da Kennedy'leri tanımlayan Camelot süreci, hem büyük mutlulukları hem de gizlenen hüzünleri barındırmıştı içinde. Küçük John'un, Başkan Kennedy Oval Ofis'te çalışırken masasının altına saklanışını gösteren kadar sevimli bir Beyaz Saray fotoğrafı var mıdır acaba?   Bu gözyaşartıcı tablo, Dallas’...

Mutluluğun resmi ve bir ada öyküsü…

Babaannemin Güllü Masalları ’nın sayfalarını bu kez Büyükada ’daki Taş Mektep ’te açıyoruz.  Büyükada’nın “ asırlık ” kitabevi  Ksidas ’ın öncülüğünde, Adalar Belediyesi ’nin ev sahipliğinde gerçekleşecek buluşmada, oğlum Ali Erel ’in eşi, sevgili gelinim Seda Bakan ile çocuklara, kitaplara ve yaşama dair konuşacağız. Beni çok sevindiren bu program öncesinde sizlere paylaşmak istediğim bir “ada öyküsü” var: Oğlum Ali Erel dört yaşındaydı, Heybeliada ’da tatildeydik, bir gün İstanbul ’a gitmek üzere vapura bindik ve kitabımın 112. Sayfasındaki “ Vapura Biniyoruz” başlığıyla dile gelen olayı aynen yaşadık.  Harika Kitap ’tan çıkan masal kitabım için pek çok kez dile getirdim, Esra Özek ’in sihirli fırçasıyla renklenip canlanan masalların hepsi benim çocukluğumda başıma gelen  ya da çocuklarımla yaşadığım olaylardan kaynaklı. Çocuklar için kaleme aldığım bu masallar için anne babalardan gelen şu sözler ise doğrusu çok hoşuma gidiyor: - Bizleri de çocukluğumuz...

Osmanlı Mutfağından bir tarifle Olcay Baykal’ı anmak

12 Eylül sürecinde haber peşinde koşarken olağanüstü çaba harcıyorduk, askeri kaynaklardan bilgi almak aslanın ağzındaydı, güç bela edinilen bilgilerle haber yapmak ise kimi zaman ağır bedel ödetiyordu. Askeri yönetimin hoşlanmadığı haberler için gazeteler sıkıyönetim komutanlığının  bir telefonuyla derhal kapattırılıyordu. (*) - Bilmem sizin de aklınıza, “tarih tekerrürden ibarettir” sözü geldi mi? İşte o dönemde 12 Eylül askeri yönetiminin hışmına uğrayan siyasetçiler, sendikacılar, gazeteciler, aydınlar hep birlikte bu zor koşullara direnme çabasındaydık ve karşılıklı diyalogumuz kesintisiz sürüyordu.  Benim sık görüştüğüm “ yasaklı politikacılar ”ın başında Süleyman Demirel ve Deniz Baykal geliyordu, sık sık telefonlaşırdık, Feyzan ile evlendiğimizde nikahımıza katıldılar, hatta Demirel nikah tanıdığımızdı,  bizi esprileriyle epey güldürmüştü. Yakın arkadaşlarımız bilir, dostlarla paylaşmayı, birlikte yiyip içmeyi seven bir çifttik, bu hep böyle devam ...