Orhan Pamuk gibi, “bir kitap okudum hayatım değişti” demeyeceğim ama “ meslek hayatım bir film gibi gözlerimin önünden geçti ” desem inanır mısınız? -Evet, aynen öyle oldu. Elimdeki kitap Osman Tunaboylu ’nun “ Babama Anlattığım Bürokrasi ve Bankacılık hikayeleri .” (*) Tunaboylu, kırk beş yıl süren bürokrasi serüvenini kaleme alırken, yaşanmış olaylara da çokça yer vermiş. Ben bu yaşananların öncesine değil ama seksenler sonrasına “ az çok ” tanıklık ettim, ama ekonomiyi takip eden bir gazeteci olarak pek çok olayın perde arkasını ancak şimdi öğrenmiş oldum… -Neden? Derseniz, bizimki gibi demokrasiden nasibini tam almamış ülkelerde gazetecilik yapmak zordur, bilgi aslanın ağzındadır, şeffaflık kimsenin umurunda olmadığı gibi, ülkeyi yönetenlerde kamuoyunu bilgilendirme sorumluluğu, görevi yerleşmemiştir. O yüzden ilk sayfalardaki şu cümle çok hoşuma gitti: “ …Yazmamak susmak daha mı ahlaki bir tutum? Geleceğe ışık tutmak için aydın olarak topluma karşı ...
Mürekkep kokan sayfalarda şimdilerde bize yer yokmuş, eh, ne yapalım? Açılsın bari hayali sayfalar... Oysa onlara yazmak tıpkı suya yazmak gibidir. Kayboluverir gider.