Ana içeriğe atla

Kafalarımızdaki ABD imajı



Ne çok klişe vardır kafalarımızda, bir kere aklımıza girdi mi de kolay kolay çıkmaz. Şimdi geriye giderek belleğimde yer etmiş olanları düşünüyorum da, bir kaç önemli başlık pusların arasından belli belirsiz “beni gör!” Dercesine yanıp sönüyor.

Tabii dünyaya hepimiz aynı pencereden bakmıyoruz, o yüzden kafalarımızdaki klişeler de farklı…

Neyse işte.. Puslar arasında yanıp sönen başlıkların bazılarını sıralayayım mı?


  • Türkiye’nin Kıbrıs müdahalesini önlemek amacıyla ABD Başkanı tarafından gönderilen Johnson mektubu (*)
  • ABD Büyükelçisi Komer’in arabasının ODTÜ’de Vietnam savaşını protesto için yakılışı (**)
  • Haşhaş ekim yasağı (***)
  • 12 Eylül Harekatı için CIA şefi Paul Henze’nin “bizim çocuklar başardı” deyişi (****)
  • Lindsey Graham tasarısındaki yaptırımlar, “Erdoğan ve ailesinin servetini açıklarız!” Tehdidi (*****)
  • Türkiye’nin Barış Pınarı Harekatı üzerine, Trump’ın Erdoğan’a gönderdiği, “Sert adamı oynama, aptallık etme, seni sonra arayacağım”  dediği mektup (******)
  • Rahip Brunson olayıyla aniden fırlayan dolar… Rahibin Türk yasaları hiçe sayılarak apar topar ABD’ye geri gönderilmesi… (*******)

Dahasına gerek var mı?

Ancak, ABD Başkanı Trump’ın dün yaptığı açıklama öylesine net ki, malumu ilan etmiş… 

Yani ABD’nin yörüngesinden bir milim bile şaşmadan yıllardır nasıl yol aldığımızı bir kez daha kafamıza vurmuş:


Donald Trump’a bakın, neler söylüyor;


“Esad’ı kim düşürdü biliyor musunuz? Türkiye… Recep Tayyip Erdoğan çok akıllı bir adam… Bin yıldır istedikleri şeyi gerçekleştirdi…

Tabii biz askerimizin ölmesini istemeyiz…  Orada pek çok belirsizlik var ama artık bu işi Türkler yürütecek, anahtar onlarda”  

https://www.instagram.com/reel/DDrNh_4tahy/?igsh=MW12Zzk0ZDczbXJudA==


Soruyorum şimdi bizim Dışişlerine bari siz de açıklayın da gizli kalmasın, Tayyip Erdoğan ile Beşşar Esad, bir zamanlar ailecek tatiller bile yapıp can ciğer kuzu sarması gibi geçinirken, hatta iki ülke arasında vizenin kaldırılmasına bile ramak kalmışken aniden ne oldu da şimdi bu noktaya geldik?


Gazetecilik mesleği insana bütün bunların yaşanacağının ip ucunu çok önceden veriyor aslında. Zamanınız varsa şu “suya yazılan yazılar”a bir göz atın derim:


DAMIZLIK DANALAR

https://bennursunerel.blogspot.com/2021/08/damizlik-danalar.html


AH ŞU YAZILAMAYANLAR

https://bennursunerel.blogspot.com/2021/09/ah-su-yazlamayanlar.html


(*) https://tr.m.wikipedia.org/wiki/Johnson_Mektubu

(**) https://youtu.be/mxroKr4epX0?si=UnJWArOm72IW9qBb

(***) https://www.tdpkrizleri.org/ana-sayfa-hashas-ekimi-krizi/

(****) https://www.malumatfurus.org/our-boys-did-it/

(*****) https://tr.euronews.com/2019/10/17/abdli-senatorlerin-hazirladigi-yaptirim-paketi-aciklandi-erdoganin-mal-varligi-ve-halkbank

(******) https://www.bbc.com/turkce/haberler-dunya-50077573

(*******) https://www.hurriyet.com.tr/yazarlar/sedat-ergin/rahip-brunson-krizinin-biraktigi-izler-41032054


Yorumlar

Bu blogdaki popüler yayınlar

Kadir Şengün’ün ardından: Bir çeyrek sucuk hikayesi! (1)

Acı haberi  meslektaşım  Yusuf Yalkın verdi,  (Kadir Şengün ölmüş, üstelik öldüğü günler sonra farkedilmiş!)  donup kaldım.   Oysa Sıhhiye ’de birbirine yakın sokaklarda oturmuştuk, ağabeyim Mehmet Alev ’in Atatürk Lisesi nden arkadaşıydı, yıllarca pek çok gazetede birlikte çalışmıştık ama ben ailesinden hiçkimseyi tanımıyordum, tek bildiğim ayrıldığı eşinden olan kızı ve oğlunun Belçika’da yaşadıkları ve babalarına “ bizi öyle sık sık arama, biz iyiyiz ” deyip, irtibatı kestikleriydi. . -E, peki,  evinde günler önce yaşama veda eden, kimselerin artık yokluğundan haberdar olmadığı  ( hoş, varlığını da bilmezdi pek çokları ) Kadir’in ölümü ailesine nasıl haber verilecekti? Neyse ki “kaçınılmaz son” karşısında hemen harekete geçiliyor, yapılacaklar yapıldı, meslektaşımız bu sabah erken bir saatte, pek az kişinin katıldığı törenle toprağa verildi. Kadir artık yok! Oğlum Ali’nin düğünündeyiz Oysa yıllar içinde acı-tatlı neler neler yaşadık, ne sırla...

Jackie, kanlı tayyör ve Kennedy suikastı

Koyu ela gizemli bakışlar, yumuşacık kulağa fısıldar gibi ses tonu ( hele Fransızca diksiyonu !), parlak gür saçlar, yaşama, aileye, dostlara, sanata ve estetiğe adanmışlık...  Oleg Cassini (*) imzası taşıyan zarif giyim stili ve Tiffany’s den “kiralanan” (*) görkemli mücevherleriyle muhteşem bir First Lady’nin Beyaz Saray salonlarında üç yıl boyunca, zarif ve ışıldayan salınışı. Evet evet, Jacqueline Bouvier Kennedy ’den söz ediyorum. Amerika’nın 35. Başkanı John Kennedy ’nin Beyaz Saraya taşıdığı, “ gelmiş geçmiş en muhteşem ve unutulmaz ‘First Lady’den.”   Mutluluklarını taçlandıran iki güzel çocukları, Caroline ve John JR da unutulmamalı!”  Beyaz Saray'da Kennedy'leri tanımlayan Camelot süreci, hem büyük mutlulukları hem de gizlenen hüzünleri barındırmıştı içinde. Küçük John'un, Başkan Kennedy Oval Ofis'te çalışırken masasının altına saklanışını gösteren kadar sevimli bir Beyaz Saray fotoğrafı var mıdır acaba?   Bu gözyaşartıcı tablo, Dallas’...

Mutluluğun resmi ve bir ada öyküsü…

Babaannemin Güllü Masalları ’nın sayfalarını bu kez Büyükada ’daki Taş Mektep ’te açıyoruz.  Büyükada’nın “ asırlık ” kitabevi  Ksidas ’ın öncülüğünde, Adalar Belediyesi ’nin ev sahipliğinde gerçekleşecek buluşmada, oğlum Ali Erel ’in eşi, sevgili gelinim Seda Bakan ile çocuklara, kitaplara ve yaşama dair konuşacağız. Beni çok sevindiren bu program öncesinde sizlere paylaşmak istediğim bir “ada öyküsü” var: Oğlum Ali Erel dört yaşındaydı, Heybeliada ’da tatildeydik, bir gün İstanbul ’a gitmek üzere vapura bindik ve kitabımın 112. Sayfasındaki “ Vapura Biniyoruz” başlığıyla dile gelen olayı aynen yaşadık.  Harika Kitap ’tan çıkan masal kitabım için pek çok kez dile getirdim, Esra Özek ’in sihirli fırçasıyla renklenip canlanan masalların hepsi benim çocukluğumda başıma gelen  ya da çocuklarımla yaşadığım olaylardan kaynaklı. Çocuklar için kaleme aldığım bu masallar için anne babalardan gelen şu sözler ise doğrusu çok hoşuma gidiyor: - Bizleri de çocukluğumuz...