Ana içeriğe atla

Serap Yazıcı Özbudun’un parlak fikirleri



Serap Yazıcı Özbudun’un kurucusu olduğu Gelecek Partisini terk edip, gülücükler saçarak coşku içinde AKP’ye katılması, AKP lideri Recep Tayyip Erdoğan ile “eller havada” yapması güne damga vurdu. Bu görüntüleri ben de hafiften gülümseyerek izledim.

-Neden? Güleriz ağlanacak halimize mi demek istiyorsun?

Bir süre önce parti binasının  6. katındaki odasında kendisiyle yaptığım röportaj aklıma geldi de ondan. İki cümlesini anımsatayım yeter, o gün söylediklerinden sonra bugün yaptığı 180 derecelik dönüş karşısında insanı hayretten hayrete düşüren sözlerinin tamamını okumak isteyenler aşağıdaki linkleri tıklasın. 

Serap Hanım ne demişti Recep Tayyip Erdoğan’ın Beştepeyi bir türlü bırakmama ısrarı için? (*)

“Gayri hukuki yöntemlerle 3. Kez adaylık gerçekleştirmek isteniyor. OLMAZ… O-LA-MAZ. Türkiyede seçmen oldukça sabırlıdır, uzun süredir bu yönetime  destek veriyor. Ancak seçmenin sabrı taştığında hiçkimsenin  gözünün yaşına bakmaz, kararını çok net ortaya koyar. Bana kalırsa seçmenin sağduyusuna güvenmeliyiz. Çok ağır bir ekonomik kriz yaşanıyor şu anda, benim yaşım 60, kendimi bildim bileli ekonomide böyle bir kriz görmedim, halk şu anda açlık sınırının altında, sağlıklı beslenemiyor. Ben empati yapmayı severim. İnanın şu anda Cumhurbaşkanına samimi olarak sorsak, belki de bırakmayı isteyecektir. Ben de soruyorum,  sayın Cumhurbaşkanı, artık köşeye çekilip  torunlarınızla, kızlarınızla, oğullar ve damatlarla daha sakin bir ömür geçirmek istemez misiniz?”

Cumhurbaşkanı belli ki torunlarıyla sakin ömür (**) hayali filan kurmamıştı. Açık Anayasa engeline rağmen, YSK’nın itiraz etmeyişi, muhalefetin doğru dürüst karşı çıkmaması, tavşan adayların ortalığı karıştırması sayesinde seçimlere girdi, 3. Kez  seçildi.

Görünüşe bakılırsa, Anayasanın “2 kez seçilebilir” demesine karşın, 3. Kez seçilen Cumhurbaşkanı, 4. Kez için, hatta ömrü varsa sonrakiler için de niyetli. O halde geçen dönem, Mustafa Şentop gibi yandaş hukukçular  (***) tarafından ileri sürülen argümana şimdi yenisini eklemek gerekmiyor mu?

İşte bunun yolunu da Serap Hanım göstermişti, şimdi uygulamaya geçti:

-Erdoğan’ın, hukuk dışı yolları denemek yerine 24 milletvekili transfer etmesi evladır…

Gördünüz mü? 

Anayasa Hukukçusu Prof. Dr. Serap Yazıcı Özbudun bu sözleriyle Cumhurbaşkanına Taa o günlerde  “Beni AKP’ye alın” diye seslenmemiş mi?

Kendisinden ricam var, X hesabında paylaştığı o röportajımızı lütfen kaldırsın. Hükmü yok çünkü. 


(*) https://www.muhalif.com.tr/m-ozel/erdogan-3-kez-cumhurbaskani-adayi-o-la-maz/104780

(**) https://www.muhalif.com.tr/kose-yazisi/1990/anayasa-profesoru-serap-yazici-ile-adan-zye?fbclid=IwZXh0bgNhZW0CMTEAAR0l7PfYIebE2NVtn9ktQH8jH8OZ8AnbXJLpgqh2f1M4xyihteZO_FDxolg_aem_-6we7Pdjriq1kAM_DFcl-g

(***) https://www.aa.com.tr/tr/politika/tbmm-baskani-sentop-cumhurbaskanimizin-aday-olmasi-ile-ilgili-hicbir-problem-yok/2803981



Yorumlar

  1. Serap Yazici'nin konuşmaları ile ters düşen transfer hareketi insanlar eğitimli olsa bile çıkarları söz konusu olunca karakter zafiyetlerini ortaya döküyorlar ne yazık ki bu kişi benim kuzenim bu nedenle ayrica üzügunum
    ve kiniyorum ...

    YanıtlaSil

Yorum Gönder

Bu blogdaki popüler yayınlar

Kadir Şengün’ün ardından: Bir çeyrek sucuk hikayesi! (1)

Acı haberi  meslektaşım  Yusuf Yalkın verdi,  (Kadir Şengün ölmüş, üstelik öldüğü günler sonra farkedilmiş!)  donup kaldım.   Oysa Sıhhiye ’de birbirine yakın sokaklarda oturmuştuk, ağabeyim Mehmet Alev ’in Atatürk Lisesi nden arkadaşıydı, yıllarca pek çok gazetede birlikte çalışmıştık ama ben ailesinden hiçkimseyi tanımıyordum, tek bildiğim ayrıldığı eşinden olan kızı ve oğlunun Belçika’da yaşadıkları ve babalarına “ bizi öyle sık sık arama, biz iyiyiz ” deyip, irtibatı kestikleriydi. . -E, peki,  evinde günler önce yaşama veda eden, kimselerin artık yokluğundan haberdar olmadığı  ( hoş, varlığını da bilmezdi pek çokları ) Kadir’in ölümü ailesine nasıl haber verilecekti? Neyse ki “kaçınılmaz son” karşısında hemen harekete geçiliyor, yapılacaklar yapıldı, meslektaşımız bu sabah erken bir saatte, pek az kişinin katıldığı törenle toprağa verildi. Kadir artık yok! Oğlum Ali’nin düğünündeyiz Oysa yıllar içinde acı-tatlı neler neler yaşadık, ne sırla...

Jackie, kanlı tayyör ve Kennedy suikastı

Koyu ela gizemli bakışlar, yumuşacık kulağa fısıldar gibi ses tonu ( hele Fransızca diksiyonu !), parlak gür saçlar, yaşama, aileye, dostlara, sanata ve estetiğe adanmışlık...  Oleg Cassini (*) imzası taşıyan zarif giyim stili ve Tiffany’s den “kiralanan” (*) görkemli mücevherleriyle muhteşem bir First Lady’nin Beyaz Saray salonlarında üç yıl boyunca, zarif ve ışıldayan salınışı. Evet evet, Jacqueline Bouvier Kennedy ’den söz ediyorum. Amerika’nın 35. Başkanı John Kennedy ’nin Beyaz Saraya taşıdığı, “ gelmiş geçmiş en muhteşem ve unutulmaz ‘First Lady’den.”   Mutluluklarını taçlandıran iki güzel çocukları, Caroline ve John JR da unutulmamalı!”  Beyaz Saray'da Kennedy'leri tanımlayan Camelot süreci, hem büyük mutlulukları hem de gizlenen hüzünleri barındırmıştı içinde. Küçük John'un, Başkan Kennedy Oval Ofis'te çalışırken masasının altına saklanışını gösteren kadar sevimli bir Beyaz Saray fotoğrafı var mıdır acaba?   Bu gözyaşartıcı tablo, Dallas’...

Mutluluğun resmi ve bir ada öyküsü…

Babaannemin Güllü Masalları ’nın sayfalarını bu kez Büyükada ’daki Taş Mektep ’te açıyoruz.  Büyükada’nın “ asırlık ” kitabevi  Ksidas ’ın öncülüğünde, Adalar Belediyesi ’nin ev sahipliğinde gerçekleşecek buluşmada, oğlum Ali Erel ’in eşi, sevgili gelinim Seda Bakan ile çocuklara, kitaplara ve yaşama dair konuşacağız. Beni çok sevindiren bu program öncesinde sizlere paylaşmak istediğim bir “ada öyküsü” var: Oğlum Ali Erel dört yaşındaydı, Heybeliada ’da tatildeydik, bir gün İstanbul ’a gitmek üzere vapura bindik ve kitabımın 112. Sayfasındaki “ Vapura Biniyoruz” başlığıyla dile gelen olayı aynen yaşadık.  Harika Kitap ’tan çıkan masal kitabım için pek çok kez dile getirdim, Esra Özek ’in sihirli fırçasıyla renklenip canlanan masalların hepsi benim çocukluğumda başıma gelen  ya da çocuklarımla yaşadığım olaylardan kaynaklı. Çocuklar için kaleme aldığım bu masallar için anne babalardan gelen şu sözler ise doğrusu çok hoşuma gidiyor: - Bizleri de çocukluğumuz...