Yakın tarihin önemli ismi Hüsamettin Cindoruk toprağa verildi, nurda yatsın. Ölümünün ardından Süleyman Demirel’le yakın dostluğu, demokrat kişiliği, usta avukatlığı, siyasetten yasaklanışı ve tarafsız TBMM Başkanlık dönemi üzerine pek çok söz söylendi, ama Türk siyasetine altın tepsi ile armağan ettiği isim adeta unutuldu:
-Tansu Çiller’e açtığı Başbakanlık yolu.
Meslektaşım Ali Bilge ile o dönem siyasetinin Ankara’da yakın tanıklarıydık. Tansu Çiller’in Demirel tarafından Ankara’ya çağırılışından, siyasete girişine, kabinede görevlendirilişinden Başbakanlığa tırmanışına kadar giden uzun ince yolu, “inceden inceye” takip etmiştik. Bu sıkı takip sonucunda ortaya bir kitap çıktı; “Tansu Çiller’in Siyaset Romanı”
Aslında romanın taslağı, önce benim Ankara Bürosunda çalıştığım Cumhuriyet Gazetesinde günlerce tefrika edildi, o günlerde yazdıklarımız her gün siyasetçilerin ve medyanın gündemindeydi, o kadar ki, gazetenin tiraj patlaması yaptığı ifade edilmişti, Bilgi Yayınevinden çıkan kitap üst üste pek çok baskı yaptı, Ali Bilge ile birlikte sayısız röportajın, söyleşinin, imza günlerinin öznesi olduk. Çiller’in, kitabın yayınının durdurulması için İstanbul’da açtığı dava ise reddedilmişti.
———-altın tepsiyle gelen başbakanlık——-
Cumhurbaşkanı Turgut Özal’ın 17 Nisan 1993 günü (*) beklenmedik ölümü, Türk siyasetinde yeni bir dönemin kapılarını açtı. O sırada Başbakan konumundaki Süleyman Demirel, Çankaya Köşkünün “rakipsiz” adayıydı, nitekim 16 Mayıs’ta TBMM’de seçilerek Cumhurbaşkanı oldu.
Ancak Demirel Çankaya Köşküne çıkarken, “arkama bakmam” dediği için, Türkiye siyasetindeki “şimdi kim Başbakan olacak?” kaosunun da fitili ateşlenmiş oldu. İşte o günlerde herkesin kafasını kurcalamış olan sorunun yanıtını şimdi kitaptan alıntılarla paylaşayım:
“Süleyman Demirel Türkiye Cumhuriyeti’nin dokuzuncu Cumhurbaşkanlığı’na seçilmişti, baba yukarı çıkarılmıştı ama DP’yi gururlandıran bu olay partiyi de çalkantı sürecine soktu. DYP Genel başkan adayları belirmeye başladı. İsmet Sezgin ve Köksal Toptan aday oldular 16 Mayıs akşamı Odalar Birliği başkanı Yalım Erez yirmiye yakın DYP milletvekili ile organize ettiği toplantıda Cavit Çağlar’a genel başkanlık önerdi:
-Haydi Çağlar, sen çık sonuna kadar arkandayız
Çağlar çok mutluydu “baba”yı sonunda köşke çıkarmışlar hatta Çankaya Köşkü’nün bahçesinde Ömer Barutçu ile gölgesinde tavla oynayacakları ağacı bile belirlemişlerdi. Şampanyalar patlatıldı viski su gibi aktı. Cavit Çağlar’ın adaylığı adeta kesinleşmişti ama Çağlar ihtiyati elden bırakmadı şöyle dedi:
-Beyefendiden el almadan çıkmam
———Cindoruk kilit adam———
DYP’den genel başkanlık hayali kuran çoktu ama genel eğilim Hüsamettin Cindoruk üzerinde yoğunlaşıyordu:
-Asıl emanetçi o değil miydi? Partiyi yasaklı günlerden bugünlere iktidara o taşımamış mıydı? Demirel‘den sonra DYP‘ye genel başkanlık ancak ona yakışırdı.
Cindoruk yoğun ısrarlara karşın karar veremiyordu Demirel’le birkaç görüşme yapmış Cumhurbaşkanı’nın kendisinin genel başkanlığına çok sıcak bakmadığını hissetmişti, “Türkiye iki başlılıktan zarar görür” diye düşünüyordu, aday olmadı şöyle diyordu:
-Başbakanlık hevesle yapılacak iş değildir bu bir hesap işidir.
Aday olmadı, ısrardan ve DYP kulislerinden uzak kalmak için eşi Dilek Hanımla birlikte Rodos Adasına tatile gitti.
————Benden korksunlar———-
Tansu Çiller kendisine yakın isimleri o günlerde Oran Sitesi’deki evine çağırdı:
-Siyaset yarışına girerken ben nihai olarak başbakanlığı hedeflemiştim ama biliyorsunuz bu hedefimiz orta vadeli idi, üç dört daha bekleyecektik. Şimdi ise top ayağımıza geldi, bu fırsatı değerlendirelim. Demirel bana hiçbir şey yaptırmadı. Eğer partide genel başkanlık mücadelesini kazanırsam herkes benden korksun.
————Işığınıza muhtacım———-
DYP kongresi öncesinde çözülmemiş tek bir sorun vardı. “Hüsamettin Cindoruk’un adaylığı…” Cindoruk aday olmayacağını açıklamıştı ama üzerinde öyle bir baskı vardı ki fikrini değiştirebilirdi. Çiller bunu ölçmek isteyerek Rodos’ta tatil yapan TBMM Başkanını telefonla aradı:
-Hüsamettin ağabeyciğim nasılsınız? Dilek nasıl? Tatiliniz nasıl geçiyor? (Tansu Çiller’le Dilek Cindoruk Arnavutköy Amerikan kız Koleji’nden sınıf arkadaşıydılar, Çiller‘in okul yıllarında dilek Hanım’a yaptığı bir densizlik nedeniyle araları hep limoni olmuştu.)
-İyiyiz Tansu Hanım, oralarda ne var ne yok?
-Ağabey siz adaylığınızı koyacak mısınız? Şayet aday olmayacaksanız ben çıkacağım, ne dersiniz?
-Ben aday olmayacağımı defalarca açıkladım, sen kararlı mısın?
-Evet, kararlıyım
-Hayırlı olsun Allah kolaylık versin ama bu bir heves işi değildir, bu karardan caymak ya da vazgeçmek de olmaz. Çok iyi düşünülmesi gereken bir konudur
-Haklısınız ama ben kararımı verdim
-Hayırlı olsun
-Sağ olun, sizin ışığınıza muhtacım
———-Delegeler şaşkın——-
Cindoruk’un aday olmayacağı ortaya çıkınca DYP grubu ne yapacağını bilmez duruma geldi. Çağlar ve ekibine ateş püsküren partililer, Çağlar’ın “Kasım’a kadar İsmet Abi” formülüne de tepki gösterdiler.
Delegeler şaşkındı, babaları Demirel siyah fötrü bir kenara atmış, başına “number one” yazılı bir şapka geçirmiş, ayağında şortla “ben arkama bakmam” diyor, Cindoruk emaneti bu kez almamakta direniyordu. Ankara toz dumandı, adaylar otellerde delege avdaydılar. Hilton’da kalan bir grup Erzurum delegesi Özer Çiller’i aradı
-Özer bey biz Çiler hanıma oy vereceğiz ama bazı tereddütlerimiz var size soruyoruz
-Tabi buyrun
-Bu kooperatif meselesi nedir? (***)
-Onda bir şey yok ki biz beraat ettik
-Peki neden hanımınızın soyadını aldınız?
-Tam olarak öyle değil anlatayım, ben Çiller’i o Uçuran’ı aldı yani soyadlarımızı birleştirdik
———-Kadından lider olur mu?———
DYP milletvekilleri arayış içindeydiler:
-Demirel’den sonra parti ayakta kalabilecek miydi? Erzurum milletvekili İsmail Köse “dağılmayalım arkadaşlar” diyordu ama aklında da bir soru işareti vardı “kadından lider olur mu?
Köse bu soruya yanıt bulmak için Diyanet İşleri Başkanı Nuri Yılmaz’ı makamında ziyaret etti:
-Başkan biliyorsun Tansu Çiller aday oluyor biz Müslüman ülkeyiz, Müslüman partiyiz, sen bana şunu söyle. Kadından lider olur mu?
Diyanet işleri başkanı son günlerde zaten bu soruya yeterince kafa yormuştu, hadislerden örnek verdi, Çiller fikrini Köse’ye benimsetti. Fetvayı alan Köse, DYP grubuna koştu:
-Tamam arkadaşlar sorun yok, Tansu Hanımın çevresinde kenetlenelim
Çiller akşamdan özenle ütülenip, gardroba asılan beyaz tayyörünü giydi, beyazın uğuruna inanıyordu. Böylece 13 Haziran günü kongre Çiller’in zaferi ile sonuçlandı. İsmet Sezgin‘le Köksal Toptan Atatürk Spor Salonu’nda çıkarken gülme krizine tutuldular:
-Bunca yılın politikacısıyız partiye gireli üç yıl olmamış bir kadın bizi nasıl yendi? diye konuşurken sinirleri boşalmıştı…
(*)https://tr.wikipedia.org/wiki/Turgut_%C3%96zal
(**) https://youtu.be/Yc5851iu5gs?si=T1dT1zLl3C0RVazy
(***)https://www5.tbmm.gov.tr/tutanaklar/TUTANAK/TBMM/d19/c006/b049/tbmm190060490057.pdf




Yorumlar
Yorum Gönder