Ana içeriğe atla

Hazinenin yıkımı!




Başkentin ana arterlerinden Eskişehir Yolu üzerindeki dev Hazine Binası yıkılıyor. Bir süredir devam eden yıkım söylentileri, Hazine ve Maliye Bakanı Mehmet Şimşek’in “onayı”  sonrasında acı gerçeğe dönüşüyor. Üstelik bu yıkım öncesinde, dev binanın avlusunda yıkım ekibi tarafından bir dana kurban edildi. Avluda kan akıtıldığını duyan Hazine yetkilileri, “skandal” diye nitelendirdikleri gelişme için, “akan kan aslında o yıllarca o binada canla başla görev yapmış bürokratların kanıdır” yorumunda bulundular.

Dev binanın son depremlerde “kayma-çökme” gibi bir durumla karşılaştığı, yıkımına bu nedenle karar verildiğini savunanlara karşılık, binanın projelendirme ve inşaasına tanık olan, hatta kontrolünü sürdüren yetkililer, “o binanın temeli 2.75 metre yükseklik ve tam dolgu ile atıldı, o binaya -yıkılacak- diyenler kasıtlıdır, eğer o bina yıkılacak olsa, Ankara’da hiç bir bina ayakta kalmaz” dediler. (*)



Hazine Binasının yıkım fikri gündeme geldiği günlerde,  çalışan tüm personelin, Hazine ve Maliye Bakanlığına ait Ulus, Kızılay  ve Balgat’taki ek binalara aktarıldığı, yer bulunamayan pek çok çalışanın ise “evlerine gönderilerek bankamatik memur” durumuna dönüştürüldüğü ifade edildi.

Halk Bankası tarafından kırk yıl önce projelendirilen ve bankanın genel merkezi olarak planlanan dev bina, 1991 yılında tamamlanmış ancak, dönemin Cumhurbaşkanı Turgut Özal’ın inisiyatifiyle  Hazine Müsteşarlığına devredilmişti. Halk Bankasının üst yetkilileri o günlerde “Binaya kocaman bir H harfi işleyerek elimizden çıkmasını engellemeye çalıştık ama olmadı” demişlerdi. 

Ekonomiyi izlediğimiz yıllarda biz gazeteciler için de neredeyse uğrak yeri olan Hazine binasında 1994 ve 2001 krizlerinin göbeğinde yaşamış, heyecanlı saatler geçirmiştik.

Ankara’da, kamuya ait tarihi değer taşıyan pek çok binanın son yıllarda gözden çıkarılarak yıkılması, “Türkiye Cumhuriyetinin kuruluşuna tanıklık eden bu binaları yıkmak, tarihin sayfalarını yırtmakla eşdeğerdir” yorumlarına yol açıyor. 

Anıttepe’deki DSİ Genel Müdürlüğü, Sıhhiye’deki Etibank, Kızılay’daki Kızılay Genel Merkezi, Necatiler Caddesindeki İmar-İskan Bakanlığı, Dikmen’deki Tapu Kadastro Genel Müdürlüğü son yıllarda yıkılan binalardan. Aralarında Atatürk’ün Cumhuriyetin ilanından önce kurdurduğu Ankara Kız Lisesi başta olmak üzere, Avusturyalı ve Alman Mimarlar tarafından tasarlanan 60’a yakın tarihi binanın yıkımı için ara ara gündeme gelen söylentilere de başkentliler tepki gösteriyor. 

Atatürk’ün Türk Halkına miras olarak bıraktığı Atatürk Orman Çifliğinin yüzlerce dönümlük arazisi üzerinde yapılan, aralarında Cumhurbaşkanlığı Külliyesi, Gazi Orduevi, otoyollar, otellerin yanı sıra eski bir bakana ait hastane-üniversite kompleksi ile Türk-İş’e ait bina inşaatı da tepkilere rağmen engellenememişti. 

(*) https://onedio.com/haber/hazine-binasi-icin-bosaltiliyor-iddiasi-sonrasi-mimarindan-dayaniklilik-aciklamasi-500-sene-dayanir-1185213

Yorumlar

Bu blogdaki popüler yayınlar

Külliye’ye içerden bakış: Erdoğan’a: “Sistem yürümedi, Türkiye’yi seçime götürmeli”

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın  “Başdanışmanı” olarak Beştepe’de    7 yıl süreyle  görev yapan İlnur Çevik’le konuştuk. “ Bu sistem yürümedi ” diyen Çevik durumu, “Erdoğan’ın en kısa zamanda Türkiye’yi seçime götürüp sistemi rayına oturtması şart, eğer torunlarını şu kadarcık! bile seviyorsa bunu yapmalı, aksi halde eyvah! ” diye özetliyor.  DEM Parti ile yürütülen “çözüm süreci” için, ortada bir plan taslağı bulunmadığını savunan Çevik’e göre, her zamanki “Kervan Yolda Düzülür” mantığı yine ağır basıyor. …Acaba Külliye’de çalışma sistemi nasıl? Cumhurbaşkanı gündemini nasıl belirliyor? Yüksek İstişare Kurulu diye bir kurul var, orada ve  pek çok kişinin üye olarak yer aldığı diğer kurullarda neler görüşülüyor? Erdoğan, Atatürk ismini neden diline almak istemiyor?Beştepe’nin bodrumunda gerçekten tam teşekküllü bir hastane var mı?…  Gibi pek çok soru aklımı kurcalıyordu, “ İlnur Çevik nasılsa görevi bıraktı, artık belki konuşur ” diye düşün...

Kadir Şengün’ün ardından: Bir çeyrek sucuk hikayesi! (1)

Acı haberi  meslektaşım  Yusuf Yalkın verdi,  (Kadir Şengün ölmüş, üstelik öldüğü günler sonra farkedilmiş!)  donup kaldım.   Oysa Sıhhiye ’de birbirine yakın sokaklarda oturmuştuk, ağabeyim Mehmet Alev ’in Atatürk Lisesi nden arkadaşıydı, yıllarca pek çok gazetede birlikte çalışmıştık ama ben ailesinden hiçkimseyi tanımıyordum, tek bildiğim ayrıldığı eşinden olan kızı ve oğlunun Belçika’da yaşadıkları ve babalarına “ bizi öyle sık sık arama, biz iyiyiz ” deyip, irtibatı kestikleriydi. . -E, peki,  evinde günler önce yaşama veda eden, kimselerin artık yokluğundan haberdar olmadığı  ( hoş, varlığını da bilmezdi pek çokları ) Kadir’in ölümü ailesine nasıl haber verilecekti? Neyse ki “kaçınılmaz son” karşısında hemen harekete geçiliyor, yapılacaklar yapıldı, meslektaşımız bu sabah erken bir saatte, pek az kişinin katıldığı törenle toprağa verildi. Kadir artık yok! Oğlum Ali’nin düğünündeyiz Oysa yıllar içinde acı-tatlı neler neler yaşadık, ne sırla...

Jackie, kanlı tayyör ve Kennedy suikastı

Koyu ela gizemli bakışlar, yumuşacık kulağa fısıldar gibi ses tonu ( hele Fransızca diksiyonu !), parlak gür saçlar, yaşama, aileye, dostlara, sanata ve estetiğe adanmışlık...  Oleg Cassini (*) imzası taşıyan zarif giyim stili ve Tiffany’s den “kiralanan” (*) görkemli mücevherleriyle muhteşem bir First Lady’nin Beyaz Saray salonlarında üç yıl boyunca, zarif ve ışıldayan salınışı. Evet evet, Jacqueline Bouvier Kennedy ’den söz ediyorum. Amerika’nın 35. Başkanı John Kennedy ’nin Beyaz Saraya taşıdığı, “ gelmiş geçmiş en muhteşem ve unutulmaz ‘First Lady’den.”   Mutluluklarını taçlandıran iki güzel çocukları, Caroline ve John JR da unutulmamalı!”  Beyaz Saray'da Kennedy'leri tanımlayan Camelot süreci, hem büyük mutlulukları hem de gizlenen hüzünleri barındırmıştı içinde. Küçük John'un, Başkan Kennedy Oval Ofis'te çalışırken masasının altına saklanışını gösteren kadar sevimli bir Beyaz Saray fotoğrafı var mıdır acaba?   Bu gözyaşartıcı tablo, Dallas’...