Ana içeriğe atla

Kayıtlar

Mart, 2026 tarihine ait yayınlar gösteriliyor

Zaman geçer, ölenlerin söyledikleri unutulur (mu?) Muhsin Yazıcıoğlu, “MHP milliyetçilerin desteğini yitirmiştir.”

Milliyetçi kesimin simge ismi Muhsin Yazıcıoğlu , yaşamını yitirdiği helikopter kazasının 17. yıldönümünde anıldı. MHP lideri Devlet Bahçeli , mezarına bir kırmızı gül ve karanfillerle gittiği Yazıcıoğlu’na dualarla rahmet diledi. Oysa Yazıcıoğlu’na göre MHP, Türkiye’yi “ geri dönüşü olmayan, milli çıkarlara aykırı politikalarla çıkmaza sürükleyen AKP’yi destekleyerek, Abdullah Öcalan’ı idamdan kurtararak, Türk askerinin başına çuval geçirilmesi olayına sessiz kalarak ” milliyetçilerin desteğini yitirmişti.   Muhsin Yazıcıoğlu’nun helikopterinin Keş Dağı nda karlı-fırtınalı bir günde düşüşü (*)  pek çokları tarafından “ kuşkulu” bulunmuş, kazayı açıklayabilecek kimi delillerin enkaz alanında kayboluşu çok tartışılmıştı. Helikopterde Yazcıoğlu’na eşlik eden, bacağı kırılan gazeteci  İsmail Güneş ’in saatlerce sağ kalıp yardım beklemesine karşın aramalarda yerinin tespit edilememesi sonucunda donarak ölümü de kuşkulu bulunmuştu.  Aradan geçen onca yılın ardından ...

Ulysses üzerine Ünal Aytür ile sohbet… Ulysses’i anlayabilmek için kaç fırın ekmek yesem?

    James Joyce’ un  Ulysses ’iyle aylar hatta yıllar süren bir  “okuma- okuyamama  serüveni ” yaşamıştım ve bu durum kendimi sorgulamaya dönüşmüştü… (*)    “ Dünya edebiyatının “ üç önemli romanından biri ” sayılan kitap beni neden sayfaları arasına hapsedip süründürdü?  Okunmasını güçleştiren unsurlar neydi?  Nevzat Erkmen ’in çevirisi miydi beni zorlayan?”  Diye dertleniyordum.   Ulysses’i elinden düşürmeyen Marilyn Monroe kadar da mı olamamıştım? Şakaydı tabii… Soğuk rüzgarların güz yapraklarını bir oraya bir buraya savurduğu bir sabah, İngiliz  Dili ve Edebiyatının usta ismi Ünal Aytür ’ün (**) kapısını çaldım, içeri buyur edildiğimde unutamayacağım bir manzarayla karşılaştım, salondaki masayı boydan boya James Joyce külliyatı kaplıyordu.  Büyük yazar, “ yüz kırk dördüncü yaşında,” Zürih’teki mezarından kalkıp elbette aramıza katılamazdı ama yazdıkları ve hakkında yazılanlarla “ bal gibi!” bizimleydi işte… Belleğ...