ABD Başkanı Donald Trump’ın “şak” diye organize ettiği, Türkiye’nin de “şip-şak” üye olduğu “Barış Kurulu Şartı”nda üye ülkelerin “Birer milyar dolar” bağış yapması maddesi üzerinde çalışıyordum.
Anlaşma metninin son şeklini incelerken, dibacede (TDK’ya göre giriş demek) yer alan şu sözler dikkatimi çekti: “Kalıcı Barışın kurumlardan ayrılma cesareti gerektirdiği…” Tamam da, kalıcı barışı sağlama çabasındakiler eğer o kurumların ortaya koyduğu koşulları bizzat kendileri yerine getirmiyorsa kalıcı barış sağlanabilir mi? Ayrılma cesareti gerektiren kurumlar ne peki?
Saymakla bitmez ama, AHİM mi (Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi), CPT mi (Avrupa İşkenceyi Önleme Komitesi) BM’nin ana organlarından hangisi? (Genel Kurul, Güvenlik Konseyi, Ekonomik ve Sosyal Konsey, Uluslararası Adalet Divanı, Sekreterya ve Vesayet Konseyi mi?) Uluslararası Yolsuzlukla Mücadele Kurumları mı?
Yani biz, Trump’ın aklına uyarak, bu uluslararası kurumların hangisinden çıkmakla cesaretimizi kanıtlamış olacağız? Kerameti Trump’tan menkul Barış Kurulu, ilk maddesinde kendini “çatışmadan etkilenen veya çatışma tehdidi altındaki bölgelerde kalıcı barışı güvence altına almayı amaçlayan bir uluslararası kuruluştur” diye tanımlasa da, bunun garantisini kim verecek? En önemlisi Trump böyle dedi diye bu kurul devletlerarası kurum niteliği kazanacak mı?
Ha, bir de 1 milyar dolar konusu var, metinde, “kurula üye olanlar ille de bir milyar dolar versin” denilmiyor, “gönüllü bağışlar”dan söz ediliyor. İşte bu işe kafa yorarken konuları iyi bilen diplomatlara danıştım:
-Efendim bu bir milyar dolar meselesi nedir?
-Ya, o çok önemli değil, 2. Maddeye dikkat edersen “kurula üye her devletin üç yıl süreyle görev yapacağı” belirtiliyor. Aynı maddede, “bir yıl içinde barış kuruluna nakit olarak 1 milyar dolardan fazla katkıda bulunan üye devlet için bu süre şartının ise uygulanmayacağı” hükmü var.
-Yani biz bir milyar doları vermek zorunda değiliz öyle mi?
-Bu bünyede sadece üç yıl kalacaksak öyle, ondan sonra da, -bakarız, kim öle kim kala- hani Netflix üyeliği gibi, önce bedava üyelik filan olur sonra yükseltirler ya rakamı.
-Bir de bu Kurul Şart’ında sürekli -başkan başkan- denilerek Trump’ın tek yetkili olduğu vurgulanıyor, ayrıca milyar dolarlardan söz edilen bir kurulda bu paranın harcama usulleri ve denetimi hakkında net bilgi de yok. Bu muğlaklık ne olacak?
-Madde 7’ye bakmadın mı? Barış Kurulunda ortaya çıkan iç uyuşmazlıkların -dostane işbirliği yolu ile çözüleceği- ve nihai yetkinin de Başkan’a ait olduğu ifade edilmiş, diplomasi ve uluslararası denetimle ilgili öğretilerde yeni bir kavram bu, yani özet şu: “Trump ile iyi geçinmek lazım…”
——neden yavaştan alınıyor ?——
Sonuçta Erdoğan yerine Barış Kurulu’nun tüzüğünü Dışişleri Bakanı Hakan Fidan imzaladı, sonraki toplantılara da Cumhurbaşkanı katılmadı, Dışişleri Bakanı Hakan Fidan’ı göndermekle yetindi.Trump da Davos’a damadının da yer aldığı kalabalık bir heyetle gitti ve kurucu üyelerin en az 60 olacağını belirtti ama şimdilik bu sayı 26’nın üzerine çıkabilmiş değil. Yani Trump’ın bahsettiği “dünya barışını sağlayacak” ülkeler, “inşallah katılırız” demekle yetinmişler, zaten AB üyeleri kurula sıcak bakmadı, belli ki barış filan derken Kanada’yı yeni eyaleti yapmak isteyen, Grönland’ın tepesinde Demokles Kılıcını sallandıran Trump’ın kuracağı bu kurulu pek inandırıcı bulmamışlar. Ankara’daki havayı biraz sorguladım, “Barış Kuruluna Türkiye’nin katılımıyla ilgili metnin henüz TBMM’ye gönderilmediği, hatta gönderilmesinde pek aceleci olunmayacağı” bilgisini edindim. Anlaşılan o ki, konunun meclise gelmesi durumunda Trump-Netenyahu işbirliği ile Filistin’de yaratılan “enkaz”ın yüksek sesle tartışılması istenmiyor. Trump’ın damadı Kuschner tarafından ortaya atılan “Gazze’de sayfiye yaratacağız” söyleminin yarattığı kızgınlığın bu tartışmaları körüklemesinden de çekiniliyor.
—-1 milyar az para mı?——
Peki toplam dış borcu şu anda 565 milyar dolar seviyesinde bulunan Türkiye için bu kurula 1 milyar dolar bağış yapmak kolay kolay mümkün olabilir mi? Kimileri “bizim borç yükümüz karşısında bu rakam okyanusta bir damla” dese de bürokratlar o kadar iyimser değil, şöyle diyorlar:
-2026 Bütçesi bağlandı, böyle bir rakam öngörülmedi. Mamafih Cumhurbaşkanı isterse tabii ki şu veya bu şekilde ödenek yaratılır. Ama söz konusu olan bir uluslararası anlaşma ise bununla ilgili kararnamenin önce TBMM tarafından onaylanması gerekir. Peki bu oluşturulan kurul devletlerarası nitelik taşıyor mu? Bu 1 milyar dolar rakamı nasıl belirlendi? Denetim, bütçe, mali hesaplar, harcamalar vs gibi konulara ilişkin maddeler tüzükte var mı? Yok… Üstelik bu konular, kurulun mucidi olan Trump’ın ülkesinde bile siyasi çevreler ve hukukçular tarafından da “meşruiyet” açısından tartışılıyor. İmzacı ülkelerde henüz herhangi bir yasal düzenleme yapılmadığı, ABD kongresinden geçmiş bir metin olmadığı, bu özelliği ile kurulun ihdas edilmesine dair metnin çeşitli yasaları ihlal ettiği hatırlatılıyor.
Bu çevrelere göre üye ülkelerden birer milyar dolar toplama işinin, söylentiye göre Amerikanın dev finans kuruluşu JP Morgan tarafından yürütülecek olması bile soru işaretleri yaratıyor. Aynı çevreler, bu düzenlemenin, Türkiye’de yıllardır belli grupların kayırıldığı “sermaye transferi” işine katkı sağlayacağını da öne sürüyor.



Yorumlar
Yorum Gönder