Ana içeriğe atla

AYM eski başkanı Yekta Güngör Özden, “Erdoğan’ın cumhurbaşkanlığı bir an önce bitmeli”

 



AYM eski başkanı Yekta Güngör Özden son gelişmeleri değerlendirdi:


“Recep Tayyip Erdoğan’ın tutum ve davranışlarını endişeyle izliyorum”

“Kuru partizanlığı ile ülkeyi karanlığa sürüklüyor, Cumhurbaşkanlığının bir an önce bitmesini ve Türkiye’nin bir an önce Atatürk aydınlığına kavuşmasını yürekten diliyorum”


-Bu nasıl olacak?


“Erken seçimle ya da halkın demokratik uyanışı ile olabilir.”

 


Anayasa Mahkemesi (AYM)  eski başkanı, 93 yaşındaki hukukçu Yekta Güngör son gelişmeleri değerlendirirken, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın “kuru partizanlığı” ile ülkeyi karanlıklara sürüklediğini belirterek, Cumhurbaşkanlığının bir an önce bitmesi temennisinde bulundu.


CHP’li Belediye başkanlarının bu sabah art arda gözaltına alındıkları sırada, Yekta Beyle önceden kararlaştırılmış görüşme için  Hoşdere’deki evine gitmiştim, son durumu değerlendirmesek olmazdı, sorularımı şöyle yanıtladı:


-Ne diyorsunuz bu olanlar için? CHP’li belediye başkanlarını art arda gözaltına alıyorlar?


ÖZDEN: Türkiye de siyasal baskıların ağırlığı giderek yoğunlaşmaktadır. İktidarın  muhalefete karşı amansız saydığım saldırıları endişe vericidir. Türkiye demokrasisinin Atatürk güneşini, karartarak almak istediği kara yolda iktidar. Bu tutumu artık boyutsuzluk durumuna gelmiştir. Eleştirilerde sakıncalı duruma düşmemek için ölçülü davranmaya çalışıyorum ama ben bugünkü gidişin Türkiyenin aydınlığı karartan kötü adımlar olduğu kanısındayım.


——-Endişe ile izliyorum———


-Bu olanlar bağımsız yargı eliyle gerçekleşiyor diyebilir miyiz?


ÖZDEN: Türk yargısının bağımsızlığına kimse gölge düşüremez ama son zamanlarda görülen kimi kararlardaki çelişkiler ve bozukluklar bizi endişelenmektedir. Yargının siyasal etki altında kaldığı bir ortamda kimse özgürlüğün güneşinden, bağımsızlığın ateşinden söz edemez.  Ben de bu tutumları ve adımları endişeyle izliyorum. 


-Peki yargı üzerinde böyle bir etki varsa meslektaşlarınız nasıl davranmalı sizce?


ÖZDEN: Yargı bağımsızlığı ulusun en büyük güvencesidir Yargının bağımsızlığına gölge düşüren hareketler bağışlanamaz. Bu bakımdan  değerli meslektaşlarımın çok titiz davranması gerektiği görüşünde direniyorum. Yargının bağımsız olmadığı bir ülkede genel bağımsızlığın hiçbir anlamı ve değerin yoktur.


——Cumhurbaşkanlığı bitse——


-Son gelişmeler için, “Cumhurbaşkanının baskısı ile oldu” diyenler var? Nedir yorumunuz? 


ÖZDEN: Ben Recep Tayyip Erdoğan’ın siyasal tutum ve davranışlarını Türkiye için hep endişeyle izliyorum. Kendisinin kuru partizanlığı ile attığı adımlarda, ulusal barışı gözardı ederek  karanlıklara sürüklediği  ülkemiz için iyi gelecek görmüyorum. Recep Tayyip Erdoğan’ın  cumhurbaşkanlığının bir an önce bitmesini ve Türkiye’nin bir an önce Atatürk aydınlığına kavuşmasını yürekten diliyorum. 


-Peki bu sizce nasıl olacak? Erken seçimle mi?


ÖZDEN: Bu erken seçimle olabilir, halkın demokratik uyanışı ile olabilir. Hala bizde din baskısı siyasalı da etkilemekte, onu kolları altına almak istediği sürece bizim demokrasinin aydınlığından yararlanmamızı olanaksızdır.

Yorumlar

  1. Çok önemli/ değerli görüşler için teşekkür eder, sağlıklı dileriz.

    YanıtlaSil
  2. Ölene kadar bitmeyecek gibi

    YanıtlaSil
  3. Mustafa Altıntaş: Sevgili Başkan Özden, her zamanki gibi, barış dili ile,öğütlerde, önerilerde bulunmakta.Dilerim, çağrısına olumlu karşılık bulur,bunun olmayacağını bilmeme karşın. Türkiye’de aklımız elden çıktı. Kin ve nefret köpürtülüyor. Güçlü, gücün hakkı
    olduğunu,yurttaşın da boyun eğmeği kabullenmesini istiyor. Dilerim yanılırım

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Ne yazık ki tek başarılı oldukları konu, dindar ve kindar nesil yetiştirmekti!

      Sil

Yorum Gönder

Bu blogdaki popüler yayınlar

Külliye’ye içerden bakış: Erdoğan’a: “Sistem yürümedi, Türkiye’yi seçime götürmeli”

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın  “Başdanışmanı” olarak Beştepe’de    7 yıl süreyle  görev yapan İlnur Çevik’le konuştuk. “ Bu sistem yürümedi ” diyen Çevik durumu, “Erdoğan’ın en kısa zamanda Türkiye’yi seçime götürüp sistemi rayına oturtması şart, eğer torunlarını şu kadarcık! bile seviyorsa bunu yapmalı, aksi halde eyvah! ” diye özetliyor.  DEM Parti ile yürütülen “çözüm süreci” için, ortada bir plan taslağı bulunmadığını savunan Çevik’e göre, her zamanki “Kervan Yolda Düzülür” mantığı yine ağır basıyor. …Acaba Külliye’de çalışma sistemi nasıl? Cumhurbaşkanı gündemini nasıl belirliyor? Yüksek İstişare Kurulu diye bir kurul var, orada ve  pek çok kişinin üye olarak yer aldığı diğer kurullarda neler görüşülüyor? Erdoğan, Atatürk ismini neden diline almak istemiyor?Beştepe’nin bodrumunda gerçekten tam teşekküllü bir hastane var mı?…  Gibi pek çok soru aklımı kurcalıyordu, “ İlnur Çevik nasılsa görevi bıraktı, artık belki konuşur ” diye düşün...

Kadir Şengün’ün ardından: Bir çeyrek sucuk hikayesi! (1)

Acı haberi  meslektaşım  Yusuf Yalkın verdi,  (Kadir Şengün ölmüş, üstelik öldüğü günler sonra farkedilmiş!)  donup kaldım.   Oysa Sıhhiye ’de birbirine yakın sokaklarda oturmuştuk, ağabeyim Mehmet Alev ’in Atatürk Lisesi nden arkadaşıydı, yıllarca pek çok gazetede birlikte çalışmıştık ama ben ailesinden hiçkimseyi tanımıyordum, tek bildiğim ayrıldığı eşinden olan kızı ve oğlunun Belçika’da yaşadıkları ve babalarına “ bizi öyle sık sık arama, biz iyiyiz ” deyip, irtibatı kestikleriydi. . -E, peki,  evinde günler önce yaşama veda eden, kimselerin artık yokluğundan haberdar olmadığı  ( hoş, varlığını da bilmezdi pek çokları ) Kadir’in ölümü ailesine nasıl haber verilecekti? Neyse ki “kaçınılmaz son” karşısında hemen harekete geçiliyor, yapılacaklar yapıldı, meslektaşımız bu sabah erken bir saatte, pek az kişinin katıldığı törenle toprağa verildi. Kadir artık yok! Oğlum Ali’nin düğünündeyiz Oysa yıllar içinde acı-tatlı neler neler yaşadık, ne sırla...

Jackie, kanlı tayyör ve Kennedy suikastı

Koyu ela gizemli bakışlar, yumuşacık kulağa fısıldar gibi ses tonu ( hele Fransızca diksiyonu !), parlak gür saçlar, yaşama, aileye, dostlara, sanata ve estetiğe adanmışlık...  Oleg Cassini (*) imzası taşıyan zarif giyim stili ve Tiffany’s den “kiralanan” (*) görkemli mücevherleriyle muhteşem bir First Lady’nin Beyaz Saray salonlarında üç yıl boyunca, zarif ve ışıldayan salınışı. Evet evet, Jacqueline Bouvier Kennedy ’den söz ediyorum. Amerika’nın 35. Başkanı John Kennedy ’nin Beyaz Saraya taşıdığı, “ gelmiş geçmiş en muhteşem ve unutulmaz ‘First Lady’den.”   Mutluluklarını taçlandıran iki güzel çocukları, Caroline ve John JR da unutulmamalı!”  Beyaz Saray'da Kennedy'leri tanımlayan Camelot süreci, hem büyük mutlulukları hem de gizlenen hüzünleri barındırmıştı içinde. Küçük John'un, Başkan Kennedy Oval Ofis'te çalışırken masasının altına saklanışını gösteren kadar sevimli bir Beyaz Saray fotoğrafı var mıdır acaba?   Bu gözyaşartıcı tablo, Dallas’...