Ana içeriğe atla

Sevgi Horoz’un Sofrasında

Sevgi Horoz’un sofrasında, lezzet, dostluk ve zerafetle sarılıp sarmalanmış o muhteşem davetteydik dün akşam... Bu güzelliği silinmemek üzere damağıma da anılarıma da not ettim. 




O bizlere servis yaparken aklımdan neler neler geçti. Çocukluğunuzun sofralarını hatırlar mısınız?

-"Kim unutur ki?" Dediniz değil mi?

Kimi sabahlar  son anda hazırlanan ödeve, ütülenmesi unutulmuş beyaz gömleğe kafa yorulurken, alelacele beyaz peynirli-domatesli sandviçten bir ısırık alıp bir bardak soğuk sütü kafaya diktiğiniz sofralar...

Seçim geceleri, radyonun saatbaşı ajansları heyecanla dinlenirken sabaha kadar salonda açık tutulan sofralar...

Ailelerin ilk tanıştıkları akşam, beyaz gül buketinin özenle evin tek vazosuna yerleştirilip masanın başköşesine konulduğu  sofralar. Bakışlarınızın arasına hiçkimse giremezdi, gülümsemekten yanaklarınıza kramp girerdi hani...

E, onlar çok geride kaldı artık... Hepsi sislerin arkasındaki çerçevelere takılı...

Bugünlerin rengarenk sofralarına buyur edilmek nasıl peki ?

Ankara'yı ışıl ışıl seyrederken yükseklerde bir pencerenin ardından, dostların kahkahasıyla şenlenmek... O güzelim dantellerle bezeli masada buz gibi bir kadeh beyaz şarabınız hele dursun şöyle...

-Ah, ne seçsek antrelerden? Çıtır  çıtır kızarmış  peynirli patlıcan lokmasını mı tatsak?
-Pudra şekeriyle kaplanıp fırınlanmiş üzüm salkımından mı bir tane koparsak?
-Mmmmm hepsi çok leziz
-Ay Sevgi, bu krakerleri nasıl yaptın peki?
-Mmmmm peynirler nefis, hele şu Bodrum bamyası? Turşusunun bu kadar güzel olacağını düşünemezdim


Herkesin gülümsediği, küçük büyük bütün dertlerin, sıkıntıların geride bırakıldığı bir akşamdır... O bembeyaz keten örtülü sofra sizi nasıl kucaklar? Soğan dolması kaşıklanırken herkes susar nedense... Kimbilir, belki de lezzeti damağa hapsetmektir amaç.
Kadehler ard arda kaldırılır, günün fıkrasına gülünür... Biraz dedikodu yapılır... Ülkenin durumu uzun uzadıya tartışılır

-Şu siyasetçi takımı neden ille de kendine göre düşünür herşeyi?
-Varsa yoksa Çankaya değil mi?
-Yahu ülkenin asıl ihtiyacı başkanlık sistemi mi? Seçim ve siyasi partiler yasalarının değiştirilmesi mi?
-Dünkü tartışmayı izledin mi? Halen görevdeki savcı "ülkede adalet yok" dedi resmen
-Ya Şemdinli'de Şırnak'ta yaşananlar?
-Doğru düzgün bilgi akışı da kalmadı ki kardeşim... Hangi gazeteyi okuyorsun bilmem ama...
-Yahu bizi boşver geldik gidiyoruz şuraya da, oğlanlara ne demeli? Askere gitme gitmeme tereddüdünü bir türlü çözemediler baksana
-Bir şey diyemiyorsun ki... Hergün kaç şehit haberi geliyor...


Herkes susar önce, sonra yeniden bu kez daha neşeli bir sohbet başlar. Bir yandan da tabaklar dolar boşalır... Ispanaklı kiş, avokadolu salata, kaplanıp fırınlanmiş  bonfile, üzümlü kuskus pilavı herşeyi unutturur insana...




Sevgi Horoz’un sofrasında bulunmak böyle bir mutluluktur işte...


NOT: Bu davet ve yazının üstünden çok yıllar geçti. O güzelim dost, o marifetli Sevgi Horoz, onca yaşama arzusu, sevme sevilme hayalleri varken, ne yazık ki yemyeşil gözlerini dünyaya kapadı... Gittiği yerlerde mutlu olsun, yeşillikler içindeki rengarenk sofralarda konuk edilsin...

26 Nisan 2021









Yorumlar

Bu blogdaki popüler yayınlar

Külliye’ye içerden bakış: Erdoğan’a: “Sistem yürümedi, Türkiye’yi seçime götürmeli”

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın  “Başdanışmanı” olarak Beştepe’de    7 yıl süreyle  görev yapan İlnur Çevik’le konuştuk. “ Bu sistem yürümedi ” diyen Çevik durumu, “Erdoğan’ın en kısa zamanda Türkiye’yi seçime götürüp sistemi rayına oturtması şart, eğer torunlarını şu kadarcık! bile seviyorsa bunu yapmalı, aksi halde eyvah! ” diye özetliyor.  DEM Parti ile yürütülen “çözüm süreci” için, ortada bir plan taslağı bulunmadığını savunan Çevik’e göre, her zamanki “Kervan Yolda Düzülür” mantığı yine ağır basıyor. …Acaba Külliye’de çalışma sistemi nasıl? Cumhurbaşkanı gündemini nasıl belirliyor? Yüksek İstişare Kurulu diye bir kurul var, orada ve  pek çok kişinin üye olarak yer aldığı diğer kurullarda neler görüşülüyor? Erdoğan, Atatürk ismini neden diline almak istemiyor?Beştepe’nin bodrumunda gerçekten tam teşekküllü bir hastane var mı?…  Gibi pek çok soru aklımı kurcalıyordu, “ İlnur Çevik nasılsa görevi bıraktı, artık belki konuşur ” diye düşün...

Yekta Güngör Özden’e geçmiş olsun

Geçen hafta Anayasa Mahkemesinin eski başkanlarından Yekta Beyi ziyaret etmiştik. Bugün öğrendik, küçük bir ev kazası yaşamış, ameliyat olmuş, iyiymiş. Kendisine acil şifa diliyoruz.  Aslında Ankara’da gündem o kadar yoğun ki, Yekta Beyle yaptığımız söyleşiyi bu sabah kayda geçiriyordum tam, o anda başka konular araya girince yarım bıraktım…  O halde şimdi tamamlayayım: “Güngörmüş” dostlarla bir araya gelebilmek, yakın tarihin sayfalarını gözden geçirebilmek ne kadar büyük bir şans. Geçenlerde Ali Bilge  ve Feyzan Erel ile birlikte Anayasa Mahkemesinin eski başkanı Yekta Güngör Özden’i ziyaret etmiştik, sohbetimiz sırasında notlar aldık, “ yazabilir miyiz anlattıklarınızı ?” Diye sorduğumuzda, “istediğinizi yazın” yanıtı vermişti. İşte o gün bugünmüş…  Yekta Güngör Özden ’in o gün söylediklerine şimdi biraz kulak verelim mi? SORU: Ülkede büyük bir gerilim yaşanıyor şu anda. Aydınlar, gazeteciler politikacılar tutuklanıyor, herkese gözdağı veriliyor, nas...

Kadir Şengün’ün ardından: Bir çeyrek sucuk hikayesi! (1)

Acı haberi  meslektaşım  Yusuf Yalkın verdi,  (Kadir Şengün ölmüş, üstelik öldüğü günler sonra farkedilmiş!)  donup kaldım.   Oysa Sıhhiye ’de birbirine yakın sokaklarda oturmuştuk, ağabeyim Mehmet Alev ’in Atatürk Lisesi nden arkadaşıydı, yıllarca pek çok gazetede birlikte çalışmıştık ama ben ailesinden hiçkimseyi tanımıyordum, tek bildiğim ayrıldığı eşinden olan kızı ve oğlunun Belçika’da yaşadıkları ve babalarına “ bizi öyle sık sık arama, biz iyiyiz ” deyip, irtibatı kestikleriydi. . -E, peki,  evinde günler önce yaşama veda eden, kimselerin artık yokluğundan haberdar olmadığı  ( hoş, varlığını da bilmezdi pek çokları ) Kadir’in ölümü ailesine nasıl haber verilecekti? Neyse ki “kaçınılmaz son” karşısında hemen harekete geçiliyor, yapılacaklar yapıldı, meslektaşımız bu sabah erken bir saatte, pek az kişinin katıldığı törenle toprağa verildi. Kadir artık yok! Oğlum Ali’nin düğünündeyiz Oysa yıllar içinde acı-tatlı neler neler yaşadık, ne sırla...