Ana içeriğe atla

Kadınlar ne ister?

 







Geçenlerde Ankara'da pek parlak, süslü ve epey de pahalı etiketleriyle tanınan bir mağazada psikolog İlkim Öz bir söyleşiye katıldı. Mağaza butiğinden bol sıfırlı çeklerle bolca ürün satın alırken izdiham yaratan hanımlar, nedense söyleşiye tek tük katılım göstermişlerdi.


Grupta bulunan bir hanım kendini tutamadı:


-İlkim Hanım, zamanınızın çok değerli olduğunu biliyorum, kitaplarınızın çoğunu okudum. Ben söyleşinizin hınca hınç dolu olmasını beklerdim. Annemin bir sözünü hatırlatmadan geçemeyeceğim. 'Kafanın içini süsle, dışını değil!” derdi rahmetli... Acaba bu yüzden mi tenha bu salon?


Salondaki süslü püslü hanımlar arasında birden buz gibi bir hava esti. Pek havalıydılar aslında, hep de pohpohlanmaya alışıktılar... Çoğu estetik burun ameliyatlı ve silikon dudaklıydı. Beceriksiz ve ilkesiz doktorlar elinde tuhaf, donuk ve tornadan çıkmış gibi duran, birbirinin tıpkısı suratlarıyla doğru dürüst gülümseyemiyor ya da kaş çatamıyorlardı. Nasıl oluyorsa aynaya baktıklarında, kendilerini bu müdahalelerle çok güzelleştirdiklerine inanıyor ve bal gibi de iltifat bekliyorlardı.   


İlkim Hanım söyleşiyi açtı:


-Okul yıllarımda Freud'u çok okumuştum ama, buraya gelmeden önce de bazı kitaplarını yeniden gözden geçirdim. Diyor ki; 'Bunca yıllık meslek yaşamımda kadınların ne istediğini bir türlü anlayamadım...” Sahi. biz kadınlar ne isteriz? Bunu Konuşalım mı?


Kadınlar birer birer söz aldı, kimi dedi ki:


-Heyecan isterim, sevilmek, güvenmek isterim.

-Nezaket beklerim, değer verilmek isterim. Mesela, ne olur bana arabanın kapısını açsa, arada bir bir buket çiçek getirse?

-Ben erkeklerin bizde ne aradığını bir türlü çözemedim. Birçoğu ile çıktım, mutluyduk ama onlar gidip hep başkalarıyla evlendiler...Acaba bende bulamadıkları neydi


En ilginç beklenti abartmadan söylüyorum 130 kilodan fazla olduğu görülen bir genç kadına aitti:


-Valla ben sözümü geçirebileceğim, beni dinleyecek bir erkek isterim.


Orta yaşın üstünde, zarif bir hanım ise:


-Dürüstlük isterim.


İlkim Hanım sordu:


-Peki bulabildiniz mi?


Cevap:


-Evet...Ve ayrıldık...


Söyleşinin en dramatik anıydı bu doğrusu...Kadıncağızın gözleri doldu ve sustu.


Söyleşide İlkim Hanıma ilginç bir soru da yöneltildi:


-Hep erkeğin tek eşli olmadığı, olamayacağı konuşuluyor. Peki ya kadın? Tek eşlilik onun genlerine mi kazınmıştır?


Ama psikolog hanım bu konuda dünyada birbirinden farklı pek çok bilimsel görüş bulunduğunu hatırlatmakla yetindi...


Dostlar, peki siz ne dersiniz, sizce kadınlar ne ister ? Hele şu kadında ve erkekte poligami tartışması üzerinde siz neler bilir, ne söylersiniz?




25 Ekim 2008


Yorumlar

Bu blogdaki popüler yayınlar

Kadir Şengün’ün ardından: Bir çeyrek sucuk hikayesi! (1)

Acı haberi  meslektaşım  Yusuf Yalkın verdi,  (Kadir Şengün ölmüş, üstelik öldüğü günler sonra farkedilmiş!)  donup kaldım.   Oysa Sıhhiye ’de birbirine yakın sokaklarda oturmuştuk, ağabeyim Mehmet Alev ’in Atatürk Lisesi nden arkadaşıydı, yıllarca pek çok gazetede birlikte çalışmıştık ama ben ailesinden hiçkimseyi tanımıyordum, tek bildiğim ayrıldığı eşinden olan kızı ve oğlunun Belçika’da yaşadıkları ve babalarına “ bizi öyle sık sık arama, biz iyiyiz ” deyip, irtibatı kestikleriydi. . -E, peki,  evinde günler önce yaşama veda eden, kimselerin artık yokluğundan haberdar olmadığı  ( hoş, varlığını da bilmezdi pek çokları ) Kadir’in ölümü ailesine nasıl haber verilecekti? Neyse ki “kaçınılmaz son” karşısında hemen harekete geçiliyor, yapılacaklar yapıldı, meslektaşımız bu sabah erken bir saatte, pek az kişinin katıldığı törenle toprağa verildi. Kadir artık yok! Oğlum Ali’nin düğünündeyiz Oysa yıllar içinde acı-tatlı neler neler yaşadık, ne sırla...

Jackie, kanlı tayyör ve Kennedy suikastı

Koyu ela gizemli bakışlar, yumuşacık kulağa fısıldar gibi ses tonu ( hele Fransızca diksiyonu !), parlak gür saçlar, yaşama, aileye, dostlara, sanata ve estetiğe adanmışlık...  Oleg Cassini (*) imzası taşıyan zarif giyim stili ve Tiffany’s den “kiralanan” (*) görkemli mücevherleriyle muhteşem bir First Lady’nin Beyaz Saray salonlarında üç yıl boyunca, zarif ve ışıldayan salınışı. Evet evet, Jacqueline Bouvier Kennedy ’den söz ediyorum. Amerika’nın 35. Başkanı John Kennedy ’nin Beyaz Saraya taşıdığı, “ gelmiş geçmiş en muhteşem ve unutulmaz ‘First Lady’den.”   Mutluluklarını taçlandıran iki güzel çocukları, Caroline ve John JR da unutulmamalı!”  Beyaz Saray'da Kennedy'leri tanımlayan Camelot süreci, hem büyük mutlulukları hem de gizlenen hüzünleri barındırmıştı içinde. Küçük John'un, Başkan Kennedy Oval Ofis'te çalışırken masasının altına saklanışını gösteren kadar sevimli bir Beyaz Saray fotoğrafı var mıdır acaba?   Bu gözyaşartıcı tablo, Dallas’...

Mutluluğun resmi ve bir ada öyküsü…

Babaannemin Güllü Masalları ’nın sayfalarını bu kez Büyükada ’daki Taş Mektep ’te açıyoruz.  Büyükada’nın “ asırlık ” kitabevi  Ksidas ’ın öncülüğünde, Adalar Belediyesi ’nin ev sahipliğinde gerçekleşecek buluşmada, oğlum Ali Erel ’in eşi, sevgili gelinim Seda Bakan ile çocuklara, kitaplara ve yaşama dair konuşacağız. Beni çok sevindiren bu program öncesinde sizlere paylaşmak istediğim bir “ada öyküsü” var: Oğlum Ali Erel dört yaşındaydı, Heybeliada ’da tatildeydik, bir gün İstanbul ’a gitmek üzere vapura bindik ve kitabımın 112. Sayfasındaki “ Vapura Biniyoruz” başlığıyla dile gelen olayı aynen yaşadık.  Harika Kitap ’tan çıkan masal kitabım için pek çok kez dile getirdim, Esra Özek ’in sihirli fırçasıyla renklenip canlanan masalların hepsi benim çocukluğumda başıma gelen  ya da çocuklarımla yaşadığım olaylardan kaynaklı. Çocuklar için kaleme aldığım bu masallar için anne babalardan gelen şu sözler ise doğrusu çok hoşuma gidiyor: - Bizleri de çocukluğumuz...